Evet efendim, sonunda kurcalaya kurcalaya sitedeki tüm fotoları uçurmayı başardım. Bir süre şeklimiz mecburen böyle yazı tabanlı olacak. çok üzgünüm.

[yokedildi] - Terminator (4): Salvation (beklentilerinizi düşürün, düşürün, düşürün...)

geçen hafta perşembe akşamı cevahir'de yapılan galasına davetliydim. fırsat bu fırsat diyerekten gidip izledim filmi...

bu filmin çekileceğini duyduğum o ilk günlerde (kaç sene öncesine tekabül ediyor artık şu an hatırlayamıyorum) başlayan... geçenlerde 4 dk'lık devasa fragmanını izlediğim günlere kadar da sürekli yükselişe geçen bir heyecan, merak, beklenti içerisindeydim. nasıl olmayabilir... belki de sinemada ve edebiyatta en çok görmekten keyif aldığım bir tür varsa (distopya) o türden bir film... ve o türe ait en büyük paydaya sahip olan bir konuyu içeriyordu. makina - insan çatışması...

ama iki hafta öncesinde biraz kurcalayınca filmin yönetmeninin mcg olduğunu (tabi yanlış anlaşılmasın. yönetmene bir kıllığım yok. aksine çektiği çarlinin melekleri gibi filmleri büyük keyifle izledim. işte olay bu sebeple başlıyor zaten.. yani filmlerinde süper (ve abartı) aksiyon içeriyor olmasına rağmen bir "derinlik" bulunmaması...) ve senaristlerinin de "blablabla" olduğunu (bu adamlara birazdan değineceğim) öğrenince beklentilerimi de oldukça düşürüverdim..

belki de bu "düşürme" sayesinde perşembe günü izlediğim filmin "olan" kısımlarından keyif alabildim...

ama film kesinlikle uzun süredir "terminator!!!" bekleyen insanları tatmin edebilecek "dolulukta" değil..

halen adında "terminator" geçen herşeyin içinde en güzel olan şey "dizisi" malesef... dizideki "derinliğin" yarısı yok filmde.. ayrıca karakter gelişimi diye birşey de yok. bu derinlik ve gelişimlere ait filmde güzel olan herşeyin toplamı yeni yürümeye başlayan çocuklar gibi. yani tam "oldu" demeye başladığın anda pat yere düşüveriyor... skynet aptal, direniş ise karton bilincinde...

aksiyon ve görsellik yönüne laf edemiyorum. haddim değil. çünkü başarılı. o kaos ortamı, ölmüş dünya, kasvet, bitmişlik, çaresizlik atmosfer açısından süper tasvir edilmiş ve insanı üşütebiliyor.. sonra teknoloji ve robot görselliği de oldukça "ürkütücü" düzeyde başarılı. bir robotun insana dalışını bir zombinin insana dalışına benzettim ki bu da korkutucu yönü için güzel olmuş... filmde çok hoş bir helikopter kaza sahnesi var. kamera oyunları açısından daha önce pek bir örneği yoktu.. bir iki yerde de güzel "tek plan" denemeleri var...

müzikler desen onlar da aksiyon sahneleri arasında kaybolup, harcanıp gidiyor. danny elfman nasıl böyle hatalar yapmış anlamak güç. misal aksiyon sahnelerinde bol bol patlama olur malum. sen o patlamaların olduğu sahnelerde metalik, tangırtılı bir müzik döşemeye kalkarsan filmin efektleri arasında harcanır gider.. elle tutulur olarak sadece filmin en başındaki jenerik bildiğiniz klasik müzik ile başlıyor. ve bazı sahnelerde dizideki gibi "gerilim" katan o "aha robot geliyor galiba tırsssss" etkisini veren müzikler var o kadar...

bu güne kadar hep günümüzde geçen ve "gelecekten gelen" olayların sonuçlarını izledik. izledikçe de o geleceği merak ettik. "nasıl oldu acaba orada bunların başlangıcı" dedik. işte bu soruları sorup cevap alacak şekilde geçmeyin filmin başına. filmde "mutlaka olsun" dediğimiz şeylerden "sadece bir tanesi" var ki onu da yapmasalardı zaten olmazdı... onun dışında beklediğimiz herşeyi sanırım devam filmlerinde göreceğiz.. çünkü bu olaylar gerçekten herşeyin çok "başını" içeriyor sadece.. belki de filmin tatminsizlik hissini vermesinde en büyük olay "bir üçlemenin 1. parçası" olduğu gerçeğidir, bilmiyorum... üçünü tek seferde izlediğimizde belki "tamam" diyebiliriz...

gönül isterdi ki en azından dizisinin yarısı kadar bir derinliğe, bir felsefeye sahip olabilseydi. çünkü kendi zamanı için terminator 1 ve 2 aşmış olabilir.. o zamanlarda o tarz olaylar/örnekler sınırlıydı. insanlar aç idi.. (ki yapı bakımıyla "kovalamaca" filmi statüsüne rahatlıkla giriyorlardı.. fazlasına zaten gerek yoktu) ama artık günümüzde görselliğin ve aksiyonun en lezizlerini rahatlıkla yapabiliyorlar.. yapamayanı dövüyorlar hatta.. o yüzden "bunu alınca yanında ne veriyorsun abi" diye soruyor artık izleyici.. ki sen geçmiş filmlerde olan o kovalamacanın nedenlerinin gerçekleştiği bir dönemi anlatıyorsan, kameranı çeviriyorsan.. o çatışmayı, onun o dramatik, ironik hatta manidar felsefesini koklatacaksın abicim.. hadi çarlinin meleklerinde güzel bacaklı kızlar vardı, aldırmıyorduk ötesine.. burada o da yok sonuçta. bildiğin soğuk metal iskelet bacakları bunlar.. dizisindeki gibi afet cameron'lar daha portakal ağaçlarının köklerine yakın bi yerlerde demir madeni... istenilen derinliğin olmaması, senaryosundaki abukluklarıyla da birleşince önceden de dediğim gibi günümüz görselliği ve aksiyonuna zaten alışık bünyeleri tatmin edemiyor...

ayrı dumur meselesi mesela fragmana bakıp oradaki bazı replikleri duyup, titreyip "deli bir kurgu mu geliyor yahu" dedirtmişti ama elde patladı.. hani fragmanda john "annemi öldürdün, babamı öldürdün, beni öldüremeyeceksin" dediğinde "zamansal bir dalga mı oldu da john o kişiyi t-800 (veyahut 850) arnild sanıyor acaba" dedirtiyordu fanatik takipçilerine.. ki yine başka bir replik olan "bu benim annemin bana anlattığı gelecek değil" cümlesi de aynı teoriyi kurgulatıyordu ağızları sulandırarak.. hatta öylesi pek bi cillop pek bir hoş olurdu ama bunlar "kuru" repliklerden ibaretler malesef...

zaten filmde de arada kendini hissettiren bir "bölük pörçüklük" durumu vardı. ki filmden gelip netten bakınınca asıl senaryosunu okudum ve okurken "ahh be ahh ne kadar güzel" dediğim bölümler filmde asla yoklar. onlar olsaydı kendini kurtarabilirdi. zaten yönetmenin bir yerde "filmin sonunda öyle bir şey göreceksiniz ki terminator tarihinde çok ilginç, çok dumursal bir an olacak, unutamayacaksınız" gibisinden bir söylemi olmuş ama sadece söylem olarak kalmış bu malesef.. galiba senarist değişikliği, bu genel kalite kaybettiren yönlerin sorumlusu olmuş.. çünkü ilk senarist kadrosu şöyleymiş:

paul haggis (crash, letters from iwo jima, flags of our fathers, casino royale, quantum of solace...)
jonathan nolan (the dark knight, memonto, the prestige)
anthony e. zuiker (csi serisinin neredeyse tamami yani csi, csi miami, csi ny)
shawn ryan (the unit)

nasıl ağız sulandırıyor di mi?

peki bunlarla iptal olan anlaşmalar sonrasında filmi tamamlayan senaristler kimler, bakalım hemen:

michael ferris ve john d. brancato... yani catwoman filminin senaristleri.. (şöyle bir baktım da tek diğerlerinden ayrılan filmleri "the game")

film; senarist açısından bu tarz çok sorun yaşamış ve bir sürü iptaller olmuş. onun dışında okuduğum üzre c. bale'in sık sık yaptığı huysuzluklar, geçirdiği kazalar, film çekim bölgelerinin getirdiği aksaklıklar, sigorta şirketinin masraflarının artışından kıllanan yapımcılar vs filmi iptalin eşiğine bile getirir olmuş zaman zaman...

c.bale de john connor'ın "olması gereken" karakterinin altından kalkabiliyor mu kalkamıyor mu tam kestiremedim.. çünkü yeterince göremedik kendisini filmde...

bunları okuduysanız... direniştesiniz... direnişsiniz...

dizisinden vasat ama terminatör 3'ten kesinlikle güzel bir film olmuş der sözü mr. spoiler'e bırakırım...

spoilerli senaryo serzenişi:

--- spoiler ---

-yahu koskoca john connor (ki her robotunuzun çipine işlenmiştir bu isime olan nefret kesinlikle.. nasıl desem bir tost makineniz bile "john connor ekmek kızartacağı zaman elini sıkıştırıp yakacaksın" komutuyla donanmıştır kesin..) makina dünyanızın başkentine, skynet'in anayurduna, nasıl desem zion'a gelmiş geziyor... bu durumda ona tek robotla mı saldırıyorsunuz? bu mudur koca şehrin savunması.. ortasına helikopter indirip adam kurtarıyorlar, yok mudur bunun bir çözümü? tamam yarı insan yarı makina olan amca sisteme daldı ama sonuçta skynet resetlendi geri geldi, yani bahane olmaz o bence...

-sonra o yarı insan-makina amcaya/amcayla yapılan açıklama nedir öyle? "sen kusursuz bilmem nesin bla bla bla"...

--- spoiler ---

---
---

User is online Yayında
Joined: 11/02/2009
Gönderiler:
Groups: None

İlk önce böyle güzel bir yazı yazdığı için Neo'ya teşekkürü borç bilirim. Bu akşam vizyona girdiği için ve bir haftadır süre gelen finallerin hafta sonuna bağlanıp kısada olsa tatil ruhunu yaşıyacağımız için bugünü T4'e giderek değerlendirmeyi düşündük ve öncesinde bu yazıyı okumak cidden çok aydınlatıcı oldu.

T4'ünde 3 part halinde çekilceğinden daha şimdi haberim oldu. Bu habere sevinirken içime korku tohumlarını da saldı. Sonuçta Matrix gibi şahene bir patlamayla başlayan ve ardından çekilen 2 film ile özellikle son film'in final'i ile resmen seyirciyi isyan etme noktasına getiren "bu muydu" dedirten sonla bunda da karşılaşmaktan korkuorum açıkcası.

Neyse akşam filmden döndükten sonra kendi şahsi yorumlarımıda yazıcam. O zaman'a kadar diyeceğim fazla bişi yok. Bu arada dayanamadım spoiler'ı okudum =) Yapacak bişi yok insan doğası görünce merakıma engel olmadım =)

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Bugün saat 12:30 senasında filmi izledim. Salonun muhtemelen boş olacağı yönündeki tahminim tutmadı. Hiç de azımsanmayacak bir kalabalık vardı ve fakat popülasyon tek başına gelmiş erkeklerden oluşmaktaydı. Bu bakımdan salon -her ne kadar daha önce öyle bir ortamda bulunmamış olsam da- bir nevi porno film gösterimini andırıyordu.

ps: T4'ü ikişer, üçer salonda gösterime sokup yine bugün vizyona giren Blindness'ı İzmir'e getirmeyen salon sahiplerine de selam olsun.

Şimdi bol spoiler içeren terminator 4 yorumuma başlayayım:

Şunu kabul etmek lazım ki, filmin çıkış noktası olan fikir güzel. Hakkını yemeyelim. Neymiş o fikir?
"Kıyamet tarihinin önceki filmlerde Sarah ablamızca ötelenmesi, ve Skynet'in o geçen sürede daha da gelişmesi, ve gelişkin -ve hatta hiç de beklenmeyen- yokedicileri beklenenden daha önce devreye sokması. Ve sonrasında gelişen olaylar."

Yani savaş zamanında başlamış olsa, 2002'de idam edilen Marcus Wright vücudunu bilimsel araştırmalara bağışlamayacak, ve olaylar bu noktaya varmayacak. vs.

Filmin bildiğimiz Terminator ruhundan uzak olduğunu zaten biliyoruz. Bunun en belirgin sebebi her üç filmin de özünü oluşturan iyi terminator kötü terminator kaç kovalamacasının burda olmaması.

Bu olmayınca terminator evrenine sizi sokacak hiç bir şey kalmıyor. O kadar ki zort diye ortaya çıkıveren cıbıl Arnold'a bile insan burun kıvırıyor.
Terminator serisinin 4. filmi yerine post-apokaliptik bir bilim kurgu izliyormuşsunuz gibi oluyor.

Bu çerçevede değerlendirildiğinde filmin Marcus'un gerçekte ne olduğu -Direnişçe- anlaşılıncaya kadarki kısmı iyi sayılabilir.

Ve fakat filmin ikinci yarısı neresinden bakarsak bakalım kötü, sonu ise fiyasko. Tam bir fiyasko.

Bu değerlendirmeden de filmin yeni senarist kadrosunun filme nereden itibaren müdahale ettiğini anlayabiliyoruz.

Bu müdahale şöyle güzellikleri beraberinde getirmiş:

usb girişli terminatorler; sahra çadırında yapılabilecek kalp nakli ameliyatları, kalp nakli sonunda nekahat dönemi gerekmemesi, hastanın nakilden sonra -daha yüzüneki yaralar iyileşmeden- direk kendine gelebilmesi; tek bir turret'ın deaktive edilmesiyle John Connor'ın koskoca skynet üssüne elini kolunu sallayarak girebilmesi; o da yetmezmiş gibi John'ın hava desteği istemesi üzerine bizim direnişçi kekoların helikopterlerine atlayıp doğruca Skynet üssünü basmaları ve bu esnada hiç bir -film boyunca her delikten çıkakan- terminatörle ya da hava kara savunma sistemiyle karşılaşmamaları vd...

Senaryoda bir de şöyle bir -açık mı desem, karışıklık mı desem, ne desem bilemedim- çelişki var:

Skynet'in planı neydi? Direnişi, ürettikleri feyk radyo dalgasıyla kandırarak, kendilerine saldırmalarını sağlayıp bu esnada direniş liderlerinin yerlerini tespit ederek bu abileri yok etmek ve direnişi bitirmek, he mi?

E o zaman Marcus'u neden üretiyorsunuz ki? Size Marcus lazım değil. Bi de "Bize John Connor ve Kyle Reese'i getirdin, görevini tamamladın" diye dellendirdiler adamı.

Çok saçma. Marcus olmasa, Kyle yakalanmayacak ve John Connor da Skynet'in yemini gayet güzel yutmuş bir direniş lideri olarak robotlara hücum edecek ve tuzağa düşecekti..

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Kafam şu an hoş olduğu için ne yazının tamamını ne yorumları okuyabildim..Ama bence (-ki oldukça kıl bir izleyiciyim) timelineda boşluklar mevcut. Ama filmin 2. yarısında çoğu doluyor. Bu kadar kötülenecek bir film değil. Sanırım insanlar aşırı beklentiye kapıldılar. Ama bu film aslında terminator 4 değil..Terminator salvation 1..Yani önceki 3 filmden beklentinizi tamamen geçin. Çünkü artık konumuz o geçmişe geldi bu geleceğe gitti değil. Kıyamet günü geldi ve biz nasıl hayatta kalırız. Konseptimiz bu. Bu bir savaş filmi. Bunu herkes gözden kaçırıyor. Ve ne skynetin mongol ne de direnişin karton olduğu mantığına katılıyorum.. Bu yorumu da yazmam için bana şu cümle yetti. "Dizinin derinliğine sahip değil." Allasen Sarah Connor Chronicles kadar terminator serisini mahveden, john connor'i yerin dibine sokan, salak salak yerlere el atarak bölümleri uzatmaya kalkan, kötü senaryo, kötü çekim, kötü oyunculuk örneği dizi varmı? Şunu unutmayalım. Her baktığın yere birde kafanı öbür tarafa çevirerek bakarsan robot rolünü yeterince becermiş olmazsın. Ayrıca emo bir john connorla, gereksiz gereksiz sağa sola atıştırılmış bir ton robotla nereye kadar. Madem bu kadar robot yollayabiliyorsun kardeşim başta niye tek robot yolladın. Yolla 20 30 tane temizlesinler sarah connor'ı...

Filmi izledim,beğendim..Ki gerçekten çok beklentili gittim ama beğendim. Tek kafama takılan soru Derek nereye kayboldu sorusu oldu. Eh müzikler hep aksiyonun arkasında kalmış kabul. Bu bir eksik. Başka birçok eksik daha mevcut filmde..Ama insanlar bunun bir savaş filmi olduğunu unutuyorlar diye filmi bu kadar aşağılama çabasına girişmekte gereksiz bence.

Dipnot:Yazılanları sabah tam okuduktan sonra devam edeceğim...

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Evet tüm yazıları okudum ve şimdi daha rahat eleştiriye eleştiri moduna devam edebilirim.

Birincisi skynet'in planı direniş liderlerinin yani "command"'in yerini saptamak. Bu sinyal planından bahsediorum tabi. Ordaki ana amaç o.Bir yandanda bütün direnişin o hub'a saldırmasını istiyor. Muhtemelen o hub'ı savunmaya destek kuvvetler gelecekler ya da dış hattaki kuvvetler yokedecekler vs. vs.

İkincisi John Connor Skynet'İn içlerine kadar girior vs. vs. Şimdi bir düşünelim neden hep Skynet tek robot yollamakla yetindi önceki filmlerde. E dizide saçmalayıp dağı taşı robot doldurdular ama neyse diziyi yok varsayıyorum. Çünkü skynet o soğuk mantıklı ölümcül makina görüntüsünün altında insanların en büyük hatasına sahip. Kibir. Skynet kibirden yıkılıyor. Dikkat ederseniz skynet başarısız olacağına asla olasılık vermiyor. O son konuşmasından da anlayacağınız üzere. Yani tek bir robotun bile John Connor'ı yokedemeyeceği düşüncesi Skynet'e saçma geliyor. Üstün lan benim robotlarım mahvederler onu diye düşünüyor. İkincisi oyununu oynayanlar var mı bilmiyorum ama skynet'in o turretları epey güçlüler. Yani hava saldırısı için muhtemelen tek turret orayi gayet rahat koruyacaktır. Birde ekstradan dışarda Harvester dedikleri devasa robot duruyor. O yüzden içeri 5000 tane t600 dikmek gereksiz olacaktır. Eh üstüne de az önce bahsettiğim kibiri ekle. Umarım bu cevap seni tatmin etmiştir Benway.

Devam edersek Orda sinyalizasyon zımbırtısıyla garip robot arkadaşın olayı 2 farklı plan. Birbiriyle karıştırmamak lazım. Ama sonuçta direniş'i tamamen yoketmeye odaklı bir plan. Bu arada John Connor içerdeyken Direniş de dışardan elinde ne varsa o Hub'ın üstüne boşaltıyor. Biz savaşı görmüyoruz. İçerideki savaşı izlerken. Son kalan helikopter connorı almak için bekliyor. Kalanlar fıyıyor.

Son olarak skynet üssüne karadan değil havadan saldırılacaktı. Senin dediğin gibi tek plana bağlı kalsaydı skynet hava kuvvetlerini tamamen yokedecekti. Ardından Command'ide yokedecekti. Fakat John connor pilot olmadığı için hava kuvvetlerinde bulunmayacak aynı zamanda command üssüne de bir daha gitmediği için(kendi birliğinin ayrı kışlası var) john connor gene yokedilmemiş olacaktı. O noktada bir senaryo boşluğu yok,skynet tek seferde herşeyi halletmeyi planlıyor. Sonuçta bence son derece mantıklı bir planı varmış arkadaşın.

Mantıken çadırda kalp ameliyatı yapılabilir. Özellikle "Merkez üsse dönecek süren yoksa!!!!" ki zaten zenci abimiz bunu vurguluyor. Merkeze dönemeyiz sağ kalmaz en yakın güvenli bölgeye git diyor. Mecburiyet diyelim.

Ayrıca Connor nekahat döneminden çıkmıyor. Biraz ayılıyor sadece etrafına bakıyor. Sonra da film bitiyor zaten. Kalkıp ayaklandığı yok adamın.

Anladım çok farklı beklentileriniz vardı ve filmin kötü yerleride vardı ama sırf eleştirmek için film eleştirmeyelim bence..Biraz dikkat!!

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Mantıken çadırda kalp ameliyatı yapılabilir.

Hahahahaaa... mantıken.. peki.. Arkadaşım adamlar direk kalp nakli yapıyorlar yahu, var mı daha ötesi.

Artı Skynet'in fake sinyal planının olayının sadece Direniş HQ'sunu yok etmek olduğuna inanmıyorum. Öyle olsa ölüm listesi hazırlayıp başına Kyle'ı, 2 numaraya da John'ı koymazlar.

Adamlar direnişi komple bitirecek bir plan hazırlamışlar işte.

Artı Skynet madem Kyle'ın önemine haiz niçin geçmişe Terminator yollayıp paso John Connor'ı öldürtmeye çalışıyor? Sen yine yolla robotiklerini ama gitsinler Kyle henüz beşiğindeyken bitirsinler işini, böylece bir macera da henüz başlamadan bitsin. manyak Sarah'a bulaşıp başına niye iş açıyorsun?

Direnişçi sazanlar üsse ister senin dediğin gibi havadan, ister denizden, ister karadan saldırsın, her an macerayı seven adam modunda kendini oradan oraya atan John Connor, eline böyle bir mekan basma fırsatı geçmişken sence kendi üssünde oturup telsiz başında durum değerlendirmesi mi yapar? Skynet'in tuzağından John zaten yırtardı görüşüne katılmıyorum... Ha yırtabilirdi -ne de olsa kaderi böyle- ama minareye senin uydurduğun kılıftan değil :)

Biz içerideki savaşı izlerken dışarıda da sağlam kapışma olduğu da senin varsayımın. 5 helikopterin gelişi, koskoca skynet üssünün orta yerine gayet rahat inişi ve akabinde onlarca tutsağı nasıl olup da anlayamadığımız şekilde o beş helikoptere sığdırıp eve dönmeleri dışında dışarıda hava saldırısı olduğuna dair bir şey görmedik. Hani bir patlama çatlama vs. Yok öyle bir şey. şu çekik gözlü savaş pilotu Moon abla da helikopter kullanıyordu...

Başka? Skynet bir terminator'un John Connor'a yeteceğini düşünüyor doğru. Ama bunun kibirle alakası yok. Mantıken -silahın işlemediği, üzerine dökülen akkor halindeki metalin dahi durduramadığı- yarım terminator'un de John Connor'a yetmesi lazım. Ama yetmiyor. Biz de yetmemesini istiyoruz ama bu yetmeme şeysi ikna edici olsun lütfen.

Ama senaristler öyle tırto ki, önceki filmlerde iki terminator arasında geçen boğuşma, silkeleme, savurup duvardan duvara çarpma şeklindeki kavgaları bu filmde John Connor ile Terminator arasında geçiriyorlar ve John'a bir şey olmuyor.

Bir de o Marcus'la kapışan robot arkadaşın ekranındaki "bip bip bip, zayıf nokta!" uyarısı beni benden almıştı. Hahaha... aynı tarifeyi Connor'a da uygulasaydı ya..
JC'ın söktüğü kablolarla Marcus'un 3 dk kadar durmuş kalbini çalıştırması, kalp çalıştıktan sonra Marcus'un zort diye dikilmesi. falan...

Özetle ikinci yarı çok uyduruktu.

Sevgili DD, tamam filmi beğendin ama, sendeki de nası bir savunma güdüsüymüş, senaristlerden biri dayının oğlu mu anlayamadım :)

User is online Yayında
Joined: 11/02/2009
Gönderiler:
Groups: None

Kendi yazıma başlamadan önce bu spoiler'ın ucu kaçtığı ve dayanamayıp okuyan arkadaşlar için olan üzüntümü dile getirmek istiyorum. Hemen ardından kendi düşüncelerime geçiyorum.

Benway eleştirilerinde film'e cidden çok farklı beklentilerle gittiğini görüyorum. Bu film önceki 3 filmdeki gibi iyi kötü kovalamacası değil. Artık kovalamaca bitiyor. DrunkDevil'ın dediği gibi savaş başlıyor ve direniş devreye giriyor. Benim bundan çok hayal kırıklığım film'in en başındaki T600 eksikliği idi. Çünkü ilk iki filmde çok kısa sahnelerde bile olsa flash back'lerde özellikle kyle reese gelecekteki kendisini görüyor ve sürekli T600 ve T800'lerle savaşıyorlardı. Bunların çoğuda açık arazi savaşlarıydı. Hatta sivil kamplarına yapılan saldırılardı. 2.film'in başında da hatırlarsan bunlardan bir tane var. Neyse bu filmde de açıkcası ben öyle açık arazi savaşı ve bol miktarda T800 bekliyordum. Madem spoiler'ın ağzına sıçtınız bende birşey ekleyim. T600 dediğimiz birim gayet mongol bir üretim. Sinemadan çıktıktan sonra arabada DrunkDevil ve kardeşimle dönerken yaptığım o abzurd taklitle bile gayet kırdım geçirdim. Nasıl bir abzurdluk mu bu. Şöyle hemen açıklayım. John Connor esirlerin kapalı tutulduğu kafesleri açacaktır ve bunun için hack operasyonu içindedir. Filmlerde standart gördüğümüz o minidata banklarla akla gelebilcek her hack'i yapabiliyordur.(Bence sarah connor chronicles'ın burda yararı var çünkü john Connor nasıl bir hacker olarak yetiştiğini orda görüyoruz)Neyse sonuç olarak hackler ve tüm kapılar açılır. Bu esnada arkadan bir T600 gelmektedir. Bu T600 olabilcek tüm otistik harekleri(yani bundan şu anlaşılsın hiç estetik bir robot değil.T800 farkını burdan anlıyoruz) ve olabildiğince tüm gıcırtılı hareketleri ile kendini belli eder john connor da hiç telaşa kapılmadan köşeye bir yere sıvışır. T600 de ortada açık duran kapıdan hiç şüphelenmez "vurayım mı abi" die elindeki minigun'ı sağa sola sallar hatta o hacklemek için ortada açık duran koblayı bile görmez gene o paslammış demir effeckti ile "vuramayım mı" diye geri döner gider =) Peki buna gülünür mü? Orası size kalmış. Sinemadayken bizde gülmedik ama arabada dönerken benim de içine kattığım yorumla baya bi dalga geçtik =)

Bu kısımı geçiyorum. Yeni üretim ajan Terminatör olayı insan zihniyetine göre ve yarı android olduğunu düşünürsek hem güzel bir fikir hemde hatalı bir imalat =) Madem skynet'sin yapay zekayı aşmışsın neden bir insan beynine ihtiyaç duyuyorsun. Burda aslını sorarsanız bir dinsel inanç giriyor sanırım ama tam anlamadım. Neden mi? İnsanı insan yapan duyguların özünün kalp ve beyin olduğunu düşünürsek sanırım ona burda ihtiyaç duyuyorlar. Yoksa yap anasını satim komple hepsini demir. Ver o nükleer enerji hücrelerinden birini. "Ne kalbi?" gibi yorumlar getirilebilir. Ama onun haricinde gayet yaratıcı bir fikir. Zaten connor da annem bana böyle birşeyden hiç bahsetmemişti die şüpheneliyor. Ama oda gayet açık anlaşılıyor. Çünkü işe yaramıyor. Makina insanlara karşı hiç öldürme güdüsü güdmüyor. İstediğin gibi yükleyemiyorsun beynine emirleri.

Savaş sahneside DrunkDevil'ın sözünü ettiği gibi oyunu oynamasamda o aletler gayet baba şeyler. Güçleri bir yana zor imha oluyorlar. Biz john connor'ı içerde görürken dışarda kıyamet kopuyor. Haberimiz olmuyor.

Yazacak fazla bişi gelmiyor aklıma. Spoiler olayını aşmışsınız zaten. Diyebilceğim bişi yok. Film'e beklentiyle gidin ama biraz aşın bu beklentileri. T4 demeyin buna cidden. Terminator Salvation bu. İki film daha çekilceğini düşünürseniz ki daha göreceğimiz çok şey vardemek oluyor. 2018 de başladı filmimiz çok güzel. Daha çok uzun bir yol var gidiş hat için. Onun için diyorum ki eleştirilcek yönleri muhakkak vardır(örn:Be bilader marcus suda nasıl batmıyor biri bana bunu açıklasın=) ama biraz kısalım bu beklentilerden. Hadi yeter artık izlemeyenler artık ne yaparsınız bilmiyorum ama bu spoiler olayını ben başlatmadım nihohohohohoo =)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

yahu Pimpirikis onu sana dünde açıklamaya çalıştım. Adamı yüzerken hiç görmüyorsun. Hep sığ yerde görüyorsun. O uçaktan düştüğü sahnede de yüzmüor lönk die sudan çıkıor. Ve düştüğü yerden epey ilerde çıkıyor. Bunu nerden mi anladım. Uçaklar gelior transportera saldırıor. Sonra ilerisine geçiorlar. baya transporterdan uzaklaşıyorlar. ki uçak çok hızlı giden birşey. Sonra baya ilerde bir tanesi patlıyor pilot atlıyor. O pilotta marcus'un sudan çıktığı yerin 300 400 metre arkasına dusuor. Yani anlıcagın adam höyt die sudan çıktığı yere kadar dipten gitmiş. Arada 2-3 km yol var. Dİkkat edince farkettim bende. İnsan beyni muhabbetide tamamen john connor'ın kafasını karıştırmak için. Seninde dediğin gibi annem bole bıseyden bahsetmedi. Ve ya düşmanımı tanıdığımı sanıyordum gibi moda girmese john connor yani karşısında bir t 800 falan olsa hayatta inanmayacaktı. Ama böyle bir makina olunca ve makina kendini gerçekten insan sanınca adam inandı. Konseptimiz bu. Çok güçlü ya da çok inandırıcı olsun değil. Kafa karıştırıcı olsun diye böyle bir model yapılmış.

o t600 taklidi beni hakikaten öldürdü. Ben hayatımda bu kadar mongol robot dizaynı görmedim.

"Vurayım mı abi?":D:D:D

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

mantıksız eleştiriye kızıorum ben..Hadi kalp nakli yapılamaz tamam. Yahu düşün.Ölüm listesi neden yapılmış.Direnişi kızıştırmak için. 4 gün içinde bu liste ölecek dior skynet..Onlarda 4 gün içinde mecburen sinyal zımbırtısını yapalım diyorlar bu kadar basit..Şimdi çıkmam lazım kalanlara sonra cevap vereceğim:D

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Benwaye daha çok vakte sahip olduğum için cevap verebilirim artık. Tabi ki senin bu sorduğun bütün teorik sorulara kendi teorilerimle cevap vereceğim..5 helikopterin geldiğini gördük dedin. Ama ondan birkaç dakika önce bütün pilotların ayaklandığı bir sahne var. Daha önce harekete geçmeyi reddeden bütün direniş pilotlarının harekete geçtiğini görüyoruz. Sadece beş tanesinin değil. İkincisi kayıt kuyut olmayan, kıyametin gerçekleştiği, kimin kim olunduğunun bilinmediği bir ortamda skynet bile olsa beşiğinde Kyle Reese'i nerden bulabilir allah aşkına? Aynı mantıkla bakarsak neden sarah connorla uğraşacağına sarah connor'ın dedesine terminator yollanmıyor sorusunu da sorabilirsin. Ama geçmişte adam bulmak kesinlikle gelecekte birini bulmaktan daha kolay olsa gerek. Yani anlayacağın sarah connor'ı bulmak daha kolaydı. Eğer firavun hesabı "bugün doğan tüm erkek çocuklarını kesin" gibi bir olaya girmezsen o post apokaliptik dünya da değil kyle reese'i kendini bile bulamazsın. John Connor'ın ramboluk yapıp operasyona katılacağı doğru. Ama skynet işini şansa bırakmıyor. Ya gelmezse. Ya o sırada başka operasyonla uğraşırsa? Çünkü oyunda da göreceğin gibi john connor'ın kafasına göre takılmak gibi kötü bir huyu var. Yani onlar operasyon yaparken tam ters istikamete gidebilir adam. Belli olmuyor sağı solu. Oyunda 3 adam kurtarmak için skynet'in başka bir hub'ına dalıyor arkadaş. Ki command'den bunun aksi emir geldiği halde. Standart savurma hareketlerinin john connor'a yapıldığı doğru. Ama john connor'a birşey olmadı demen yanlış bence. Adam yürüyemez hale geliyor 2 kere savrulduktan sonra daha ne olsun. Çarpışmanın şiddetiyle ölsün mü istiyorsun yani? Ayrıca John Connor dikkat edersen terminatorle kapışırken o kadar dibine giriorki t800in adam mecbur fırlatıyor. Uzaktan yakalasa gömecek arkadaşı muhtemelende. Burnunun dibine girince fırlatıor öbür tarafa. Ayrıca son olarak senaristlerden menaristlerden öte o t800'in john connor'la oynadığı gibi bir izlenime kapıldım ben. Hani dedin ya zayıf nokta gümlet kalbe diye. Mantıklı bir söylem ama bana nedense arkadaşı bir parça piskopat yapmışlarda öldürmeden eğleniyor gibi geldi. Bu arada ben kılıf uydurmuyor. Dikkat edersen direnişin planında sürekli "bombalamaktan" bahsediliyor. Piyadeyle bir yeri bombalayamayacağına göre havadan bombalayacaksın demektir.

Çadırda kalp ameliyatı geyiği çok döndü ama açıkçası o devirde değil çadırda kanalizasyonda bile kalp ameliyatı yapılabilir bence. Hastane bulmak zor olduğu için:)

Senaristler dayımın oğlu değiller. Çok hata yaptıklarını da kabul ediyorum. Ben de sizin kadar bu hatalardan rahatsız oluyorum ama eleştirilerdeki sorunun filmin kötülüğünden ziyade aşırı beklentiden kaynaklandığı düşüncesindeyim. Onu savunmaya çalışıyorum ben burda. Yoksa beğen beğenme banane:)

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Filme dair yegane beklentim -izlediğim tüm filmlerde olduğu gibi- akıllı uslu, eksik gedik içermeyen bir senaryoya sahip olmasıydı.

Akıl gıdıklayan zeka emaresi güzellikler olursa da bonus olaraktan şahane olurdu.

Terminator dünyası sahip olduğu öğeleriyle vasat bir senaryoyu cillop gibi bir filme döndürme şansına her zaman sahiptir.

Ama bu filmdeki senaryo makarna süzgeci gibi olduğundan tüm o sevdiğimiz, muhtemelen de seveceğimiz şeyler öööyle akıp gidiyor. Ne yapalım.

Daha da şu şöyle bu böyle demek istemiyorum, yazdıkça aklıma yine filmdeki mantıksızlıklar geliyor. Fakat filmdeki -hadi hata demiyeyim de bozulma :)- tuhaflıkları açıklamak için oyunu referans almak ne kadar doğru olur o konuda şüpheliyim.

Netice itibriyle film belli bir noktaya gayet güzel giderken o noktadan sonra (2. yarının başı) sonrasında bana göre sçıp sıvamıştır. Bu kadar kısa zaman diliminde bu denli seri alakasızlığı beyaz perdede pek az kez izleyebiliriz.

Yönetmen McG'nin bu işte günahı varsa senaryoya müdahale etmediği için vardır. Bence nette dolanan orjinal senaryo fikrinden şaşmamaları lazımdı.

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

oyun filmden öncesini anlattığı için birtakım konularda referans alınabilir. Hani oyun filmin oyunu değil zaten. Bende önce öyle zannetmistim filmi izlemeden oyunu oynadığım için fakat bir nevi backgroundmış filme

Ufuk Durdağı (doğrulanmamış)
Groups: None

Daha ne kadar James Cameron'unun bıraktıkları ile idare edebileceklerini sanıyorlar bu lanet olası John D. Brancato ve Michael Ferris ikilisi! Daha önceleri belirttiğim gibi filmden çok Marcus'u merak ediyordum ve Marcus'un psikolojisini zerre filmde göremedim. Yazık. Neyse artık bu yıl bana James Cameron'un Avatar'ını beklemek kaldı.

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Bu arada skynet'in yaptığı birçok hareketin sebebi aslında bariz..Bunu sadece t4 için değil tüm terminator filmleri için söylüyorum. Bunu daha önce Burak(pimpirikis) ve burada mevcut olmayan bir başka manyak arkadaşımla çok tartıştım. Misal. Neden sadece s.c 'ı oldurmeye tek robot yollanıyor. Ya da koskoca hub'ın içinde neden o kadar az robot var. Koskoca üssü bir turret bir harvester mı koruyor. Biraz düşündüğümüz zaman şunu farkediyoruz. Birincisi robot yapmak kolay değil. Özellikle t 800 ya da t 888 gibi bir modeli yapmak. Çünkü hidrojen hücreleriyle çalışıyorlar ve özel bir madenden yapılıyorlar.(ismini şu an hatırlamıyorum). T1000 ya da Tx gibi bir model zaten komple sınırlı üretimde sanırım. Zaten totalde tüm heryerde 2den fazla t1000 göremedik. Tx ise prototipte kaldı. Pahalı geldi herhalde skynet'e. Bahsetmeye çalıştığım şey şu. Biz hep skynet'i gözümüzde biraz fazla büyütüyoruz. Ama onun da kaynakları sınırlı. Onun da mücadele etmesi ayarlaması gereken şeyler var. Yani bir base'e beş bin tane t600 dizemiyor.Çünkü muhtemelen boşta 5000 tane t600ü yok.İnsanların üreme hızı eminimki robotlardan daha hızlı.Bir robot 10 insana bedel olsa da dünya da sağ kalan çok fazla insan var. Ve insanlar hep gerilla taktikleriyle savaşıyor. Dünya tarihinden öğrendiğimiz tek birşey varsa o da gerilla taktiklerinin en güçlü ordunun bile canına okuduğudur. Belki yenemezsin ama canını çok sıkabilirsin.

Bunları neden mi yazdım? Çünkü şu an ders çalışmam gerekirken canım çok sıkıldı ve term. filmlerine şöyle bir göz attım.SOnuçta aklıma geldi dipnot geçeyim dedim.Bu yazdıklarım ne benwaye ne başkasına.Onlarla duellomu baska zamana erteledim:D:D

User is online Yayında
Joined: 11/02/2009
Gönderiler:
Groups: None

Tartışmak güzel, tartışmak eğlenceli. Keşke bu tür tartışmaları sanal ortamlardan kaldırıp dışarda gerçek hayata taşıyabilsek. Eminim pek çok yönetmene ve senariste taş çıkartacak seneryolar çıkartabilceğimizden zerre şüphem yok.

DrunkDevil'ın dediği gibi o kaynak konusunu tartıştık ve tartışma esnasında teorisinin doğru olduğunu dile getirmiştim. Gene sarah connor chronicles da gördüğümüz üzere daha savaş başlamadan geçmişe yolladıkları T800'lerle savaş zamanına stok yapmaya başlıyorlar. Diyebilirsiniz ki bi stok için bir T800'ü harcamaya değer mi?! Hemen şöyle açıklayım. Skynet sandığınız kadar hata yapma oranı yüksek bir yapay zeka değil. Bunları nükleer sığınaklarda saklıyorlar ve biliyorsanız ki o sığınaklar bir kapanırsa bir daha içerden biri müdehale olmadan açılmaz. Bu T800 arkadaşda içerde kendini kapadığı için ne bir güç harcıyor ne de bozulmaya uğruyor. Kendini belli bir tarihe programlıyor. O zaman gelene kadar kapalı duruyor. Tahminimce skynet insanları yok etmeye o kadar programlamış ki kendini hiç doğal kaynakları çıkaracak işlicek birim üretmemiş. Bunu film'i izlerken de kısada olsa düşündüm. Çünkü skynet'în bastıkları base de üst katlara çıktıkca inanılmaz teknolojikleşiyor. Dedim kendi kendime. Bunu yapacak bir insan olmadan nasıl bu kadar ilerlemiş olabilirler. Hani ürettin dizaynını yaptın ama nasıl uyguladın. Sonuçta koskaca los angeles'ın (sanırım ordaydı base hatırlamıyorum salladım) üzerine atom bombası atıyorsın. Harabeden başka birşey kalmıyor geriyor. Sonra ileri düzeyde teknolojik T800 üreten bir fabrika dikiyorsun. Yani çok artık uç nokta da olsa bir açıklıktı bu. Sonra kendi kendime matrix ile kıyasladım. Ama orda değişik işlerle sorumlu minik robotlar vardı o bu tür ince bir ayrıntıyı kapamıştı. Açıkcası T800'lerin inşaat işçisi gibi çalıştıklarını düşünemiyorum. Düşündükce midem burkuluyor kahkaha atasım geliyor =) (örn:Düşünsenize 10 tane arnold kaplama T800 temel için harç karıyor ya da elinde kaynak makinası kaynak yapıyor. Sanırım bu size yetmiştir =)

T1000 ve T-X olayı zaten tamamen bir muamma. Öyle bir kereliğine mahsus önümüze koydular bilim kurgu hayranı olduğumuz için ağzımızın suyu aktı "abi bu bulaşıklarıda yıkayabiliyor mu" dedik sonra da unutamadığımız karakterler arasına koyduk. Ama daha önce de dile getirdiğim gibi daha iki film gelecek. Senaristler artık fazla eleştiri alırlarsa ya da biraz burunları kendi kendine sürtünürse ilerde toparlıcaklarını düşünüyorum. Hiç değilse tam işin ortasındayken bir anda senaristlerin odasını james cameron bassın ve "bana bakın T1000 böyle T-X de böyle alacak o kadar" desin gitsin. Bizde sinemada izlerken boşalalım =)

Neyse çok fantaziye girdim ama insan böyle birşey olmasını istiyor ister istemez. Ayrıca benway'in sürekli bahsini ettiği şu ikinci yarıdan sonra ki alakasızlıklar'a azda olsa değinmek istiyorum ama önce bir şekilde film'in sinemada çekimi bile olsa bulup tekrar izledikten sonra değinecem. Genede çok az olsa değinecek olursam. Bir yerde dediği doğru. Ne mi bu. Hani ordan oraya savurup atacağına yapışıp gırtlağına neden kırmıyorsun boynunu. Valla bu konuda hem mantıklı açıklamalar yapılabilir ama göreceli bi kavram gene. O sana ne kadar mantıklı gelebilir. Ona bakarsan ilk yarıda da var o. Helikopter e binecekken yarısı kopuk T600'ün john connor'a ayağından yapışması gibi. Tut kır bağcağını. Neden helekoptere savuşturuyorsun. Bu bi yerde mantıklı karşılanabilir. Ama şu var bir T600 veye T800'ün chip'den neler geçtiğini bilemezsin =) Bunuda Cem Yılmaz'dan arak "çizmedin ki kesesin" derim ve sözümü bitiririm =)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

şu sitede başka hiçbirşey üzerine bu kadar yorum yapıldı mı acaba?

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Skynet safi yapay zeka da olsa, işi biliyor arkadaşım. Yoksa niye TX'i şekillendirirken iskandinav hatun modellesin? Bu bir yana, TX'in alet edevat, motor techizat vb zart zurtu kontrol edebilmesini anlamış değilim.

Tamam TX üstün teknolojiyle donatılmış ve geldiği yerde karşısındaki araca sol kaşını kaldırınca marş bastırıyor, göz kırpınca geri vitese taktırıyor olabilir, ama yani kardeşim teknolojiler arası hiç mi uyum sorunu olmaz. Bizim araba TX bacıdan gelen komutları algılayabilecek kapasitede mi?

Yani 60'lardan kalma siyah-beyaz tvleri uzaktan kumandayla çalıştırmayı deneyelim. Bakalım sonuç ne olacak.

Bu bir yana, filmimiz T4'e dönelim.

DD, insanların nüfus artış hızının terminatorlerinkinden yüksek olduğunu savunuyor.

Buna da katılmıyorum. Neticede insanlar da tavşan değil, tek seferde onlarca yavrulasın, nüfus artsın. Artı bir bebeğin imalat süreci 9 ay, direnişte kullanılabilir -yahut doğurgan- hale gelme süresi ise ort. 13 - 14 sene. Bir terminator'un kullanıma hazır hale gelmesi 15 sene sürmüyordur he mi?

Lakin filmde pek değinilmemiş bir durum var: olaylar, nükleer savaş sonrası bir dünyada geçiyor, her ne kadar mevcut T4 dünyası daha çok Skynet sağı solu bombalarken füzelere nükleer başlık takmayı unutmuş intibası uyandırsa da.

Yıkıma eyvallah ama filmde radyoaktivitenin r'sine rastlayamıyoruz ki bu bizi işte bu tip yanılgılara götürüyor.

Nükleer savaşla heder olmuş bir dünyada olay şu şekilde gerçekleşecektir:

- Kadın hamile kalabilir, ama çocuğunu doğuramadan kanserden ölür.
- Kadın hamile kalır, ama radyasyonun etkisiyle doğurduğu şey bir bebekten çok kumpirlik patatese benzer.
- Kadın bebeği doğrurur ama bebek açlıktan, hastalıktan, doğum sonrası gelişen komplikasyonlardan ölür.
- Kadın ne kadar denese de hamile kalamaz. Ki üreme ile ilgili sorunların en baskını da bu olacaktır.

Netice itibariyle insanlar nüfus artışında Skynet'e karşı bir üstünlük sağlayamaz. Hem sağlasa ne olacak ki -ben de cmylmz'la devam edeyim- arkadaş demirden

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

bu konuda hataya düşüyorsun..çünkü terminator serisi post nuke bir seri değil..eywallah kabul skynet rusyayı bombalıyor..rusyada karsılık olarak amerıkayı bombalıyor.(Buradaki düşman diye geçse de sonuçta nolursa olsun her illet amerikayı vurur) Fakat gel görki tüm dünya bombalanmış gibi bir durum yok.t3e bakarsan.Meksikaya gitmek bile seni bombaların etkisinden kurtarıyor. Yani 3 milyar insan ölmesine ölüyor ama burda seninde değindiğin çelişki mevcut.Madem 3 milyar insan ölüyor(amerika+rusyanın nufusu 3 mılyarsa bılemem tabı.ki imkansız olsa gerek) dıger mekanlara kim bomba atıyor. evet dediğin gibi radyasyon yok o da kabul. ama dünyanın şu anki nufusu yaklaşık 6.5 milyar.hadi bucugunu at 6 olsun.Ki yüksek ihtimalle kurtulanlar yani geriye kalan 3 milyar kişinin çoğu ya askerdir ya da saklanabilecek ve hayatta kalabilecek kadar zeki ve içgüdüleri kuvvetli insanlardır. Bir düşün abi 2-3 milyar hala geziniyor ortalıkta. sen de daha hidrojen hücresi yapacanda t800 basacanda hede hödö. nufus artıs hızına gelirsek.t4te gördün t800 fabrikası kurmuş oraya arkadaş. Filmi bir daha izlersen bak bakalım orda hepi topu kaç tane t800 var.300?500? skynet insanları çakallık yapmadan ezebilcek olsa ezer zaten ama ezemiyor. Zaten teee ilk filmdede geriye terminator yollamasının sebebi john connor ve direnişçilerin skynetin main framelerinden birini basması. (wikianın yalancısıyım) oha lan herifler kesecek beni korkusuyla adam hoppidi geçmişe arnold yolluyor. bütün bu t888ler t800ler t1000ler txler(her ne kadar sacma bır model olsada) tamamen g.t korkusundan yaratılmış yani. ben nufus artış hızı derken 14-15seneyi hesaba katmadım.O konuda haklısın.Ama demek istediğim 100 tane t800e karşı 10 20 bin insanın bir yerlerde dogdugu buyudugu geliştiğidir. Ha tabi her babayiğit ben savaşıcam der mi?Bence demez. insanlarda gayet dağınık düzende yaşadıklarına göre tabi ki direnişin 3 milyarı toplayıp hurraaaa yapma şansı yok.ama skynet'in popocugu t3te iyice sıkışmış olacakki artık subayları öldürmeye kasıyor arkadaş.

dipnot:lan post apokaliptik durumlar olsun,dünyada direniş mireniş kurulsun.SAvaşmaya gitmezsem namerdim:)

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Judgement Day'in terminator kronolojisindeki yeri nükleer holokost diye geçiyor. Binlerce megatonluk nükleer füze atılmış karşılıklı. Elde bu veri varken sen kalkıp Terminator post nuke bir seri değil dersen olmaz. Bu değilse post nuke nedir?

3 milyar insan muhabbeti ilk hangi filmde sarfedildiyse rakamı o günkü dünya nüfusuyla mukayese etmek lazım. "Bugün 6,5 milyar insan var, 3'ü gitse kalır bize yuvarlak hesap 3 milyar insan, o hoooo, o kadar robotların anasını beller" demek doğru olmaz. 1984 yılında senaristlerin geleceğe dair bir nüfus öngörüsü yaparak 3 milyar dediklerini sanmıyorum. O zaman filmi izleyen adama vay anasını dedirtecek bi rakam sallamışlardır.

Bir de eğitimlilerin ve profesyonellerin nükleer füzelerden kurtulabilecekleri yönündeki düşüncelerinin de, mantıken çadırda kalp nakli yapılabilir demen gibi fazla iyi niyetli olduğunu düşünüyorum :) Nasıl kurtulacaklar nuke'ten be abi, elektrondan hızlı mı koşucaklar?

Meksika'ya kaçınca füzelerden kurtuldu oh ne güzel demişsin. Abi adam dağın 2 km içine inşa edilen sığınağa girdi, kapısı komple bizim evin kalınlığında. O kurtulmayacak da ben mi kurtulacaktım? diye süregider benim yanıtlarım.

Ve fakat Skynet'in seri üretim bandı, AR-GE faaliyetleri, üretim verimliliği mevzuları üzerinde bilahare durmak isterim. Buraya not düşeyim.

Pimpiriks'in Skynet fabrikası üzerine söyledikleri çok yerinde. Mekan fena halde insan elinden çıkma yahut insanlar için tasarlanmış havasında. Tasarlanırken fazlasıyla kolaycılığa -klişe bilim kurgu mekan tasarımı- kaçılmış. O bir yana, her an yapılacak bir sunuma hazır bekleyen o ekranlar filan. Çok uyduruk olmuş ki, bu konu üzerinde de yoğunlaşmamız gerek.

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Benway...sen yazdıklarımı okumuyorsun kardeşim..ya da gözünle okumuyorsun..Ben en sonda gittikleri sığınaktan bahsetmiyorum. Brewsterin pederi kurtarmadan önce terminator meksikaya gideceklerini söylüyor. meksika da bir sığınağa değil bak dikkat çekiyorum.Sadece meksikaya gittikleri zaman güvende olacaklarını söylüyor.Sonra brewster emir veriyor olaylar değişiyor kristal tepeye gidiyorlar. Tabi ki atom bombası sığınağının tam üstüne atmazsan atom bombasını muhtemelen birşey olmaz.Ama benim kastım o değil.Sen gene değişik organlarınla okuyorsun benim yazdıklarımı.Bu bir.

neden eğitimli askerlerden ve içgüdüsü kuvvetli insanlardan bahsettim sağ kalanlar olarak acaba?? Mesela nükleer sığınak dediğimiz şeyin sadece BU adamların etrafında olabileceği olasığından yola çıkmış olabilirmiyim?espri yapma çabanı takdir etsem de insanların elektrondan hızlı koşacağını düşünecek kadar salak değilim. Sadece nükleer sığınak varsa anca askerin ve paranoyak manyakların etrafında olur diye düşündüm. Post nuke bir seri demememin sebebi olayların ve katliamın bombalardan ziyade robotlarla savaş şeklinde sürüyor olması. Ben post nuke'ı nukleer savastan sonra hayatta kalma mucadelesı olarak goruyorum..Ama hep terminator filmlerinde yansıtılan manzaraya gore eger robotlar olmasa nukleer felaketten sonra ınsanlar elını kolunu sallayarak yasayacaklar. Bu manzarayı ben yaratmadım.Bir derdin varsa yaratana kızmalısın bence:). Yani hiç bize ay kanser oldu millet,bebekler kumpir oldu, sular içilmiyor gibi birşey lanse edilmedi ne cameron ne de arkasından gelen yazar yonetır tayfa tarafından. Hep bombalar dustu her taraf patladı ama ortada radyasyon yok onun yerıne robot var mantalıtesı verıldı. Şu meşhur çadır mevzusuna dönersek eğer bana göre çadırla hastane arasındaki tek fark sterilizasyon mevzusudur. Steril diil de canımı ye.Ama sen yapılamaz diyorsun. Yani aleti edavatı doktoru bile olsa yapılamaz diyorsun.Steril olmaz adam mikrop kapar enfeksiyon kapar demiyorsun.O yüzden "iyimserlik" yapıyorum. Masa aynı masa alet aynı alet.Steril değildir belki sadece.O kadarını bilemem kalp transplantasyonu yapmadım hiç. Bu arada 1984te de dünya nüfusu 5 milyara yakın.Yani 1 milyar eksik 1 milyar fazla.Sen o zaman dünyada sanki 3 milyar artı 50 kişi varmış kalan 50 kişi direniş olmuş gibi davranıyorsun nedense. Ki ben kalan adamlar toplanır oo skyneti yerde demiyorum. Organize etmek bu insanları(çünkü bir yerde değil dünyada dağınık haldeler) imkansıza yakın ama organize olabilenlerde skynet'e kan kusturuyor. Yoksa ne ugrascak john connorla falan. ve insan nufusunun baskın oldugunu ıddıa etmemın sebebı üretim zorluğu,hammadde eksikliği vs. vs. Senin dediğin gibi herkes kumpir olsa herkes kanser olsa skynet niye connorla falan ugrassın.Kendi kendilerine ölüverirler,kalanı da robotlar yir diye düşünmezmi sence??

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

:)

Kalp nakli mevzusundan gireyim: filmdeki kalp nakli öyle alakasız olmuş ki sterilizasyon mevzusuna insan takılmıyor. Çünkü ona gelmeden insanın oha diyeceği pek çok büyük hatayı içeriyor.

Öncelikle filmin bir diğer çılgın noktası olan "hanım kızımız kalp nakli gerektiğine nasıl karar verdi?" sorusunu irdeleyelim. John Connor nasıl bir hasar almış ki kalp nakli gereksin? Benim gördüğüm terminator abi aldı eline demir çubuğu sapladı John'ın böğrüne.

Şimdi çubuk kalbi delip geçmiş olsa, takdir edersiniz ki bizim oğlan oracıkta ruhunu teslim eder. O olmadığına göre ne oldu da kalp nakli gerekiyor? Göğüs yaralanmalarında kalp nakli uygulanması olasılığı nedir? Kate'in böyle bir tanı koyabilecek kapasitesi var mıdır? Senaristlere sevgiler.

Hadi öyle ya da böyle bi kalp nakli lazım teşhisi kondu ve bizim robotoğlan Marcus da atladı benimkini alın ona takın diye. Pekiyi sorarım, bu iş bu kadar kolay mı?

Yani kulağını deldiriyorsun da taktığın küpe alerji yapıyor iltihap yapıyor, cildinle temas eden maden uyum sorunu yaşıyor. E ulan hiç bi doku testi yapmadan, uyacak mı diye araştırmadan haldır huldur bulduğun ilk kalp lego parçası gibi ondan alınıp ona takılır mı? bu bir.

İkincisi, yeterli teknik imkan var mı? Kalp nakli için gerekli bazı özel ekipmanlar var, mesela kan akışını yavaşlatmak için vücut ısısını düşürmek lazım. Bu ısıyı düşürecek alet var mı? Kalbi durduracak bir alet var, o lazım. Kalp durdurulduktan sonra kan akışı devam etsin diye vücutta kan sirkülasyonunu sağlayacak bir alet var, ondan var mı? Bu işlem sırasında onlarca litre kan gerekecek, bir çırpıda o kadar kan bulunabilir mi? Tüm bu işlemler sırasında John Connor'ın uyuması lazım, bu denli ağır bir narkoz verilebilir mi (ezbere narkoz verilmez, test yapmak lazım.)?

Bu operasyonun kazasız belasız üstesinden gelecek uzman bir ekip gerekli, peki o var mı? Ki bu ekip bu kez yeni tip bir vakayla karşı karşıya, yarı insan yarı makine bir canlıdan alacaklar kalbi, o kalp ki operasyondan 10 dk kadar önce durmuş ve john connor ın kopardığı kablolarla verdiği elektrikle çalışmaya başlamıştı... terminator abinin üstüne indirdiği yumruğu saymıyorum.

Görüldüğü üzre sterilizasyona gelinceye kadar durumu absürdleştiren pek çok unsur söz konusu. İşin uzmanı gelse, listeyi uzatsa, belki sen de ikna olursun :)

---

Bir de nükleer bomba sığınağı deyip duruyorsun, kaç tane sığınak var ve kapasitesi nedir onların?

Senin o sığınaklarda hayatta kalıp daha sonra direnişi örgütler dediğin profesyonellerden oluşan gaz kitle acaba olası bir savaş anında kaçıp saklanır mı yoksa vatan millet sakarya diyerek görev başına koşup hakkın rahmetine mi kavuşur?

---

Önüne konulanı sorgulamadan aynen kabul ediyor olmanı anlayamıyorum yahu. Filmde görmediysek öyle bir şey olmadı diye bir şey yok. Dünyayı bu hale neyin getirdiği belli. O şeyin de bazı sonuçları olmalı. Senaryoyu yazan denyolar bundan bihaber olduklarından -ya da başka sebeplerle-, pas geçmiş olabilirler. Zaten burada bu eksikleri, ve bu eksikliklerin sebep olduğu mantıksızları vurguluyorum. Olay bu ;)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

valla şu kalp nakli mevzusundan sıkıldım..Artık onu geçiyorum kaale almıyorum..Tamam sırf marcusu yüceltmek için götten sahne uydurmuşlar kabul...

Nükleer sığınak mevzusuna gelirsek...Radyasyon serpintilerinde bildiğim kadarıyla engellemek için sığınaklar şu şekilde yapılıyor. Dış taraf kurşun olmak üzere kalın bir beton duvar hemen hemen radyoaktif serpintinin çoğunun geçmesine engel oluyor. Ama rivayet o ki kalın bir beton duvarda en azından radyasyonun bir kısmını tutuyor. Eh şimdi şöyle düşünelim. nükleer savaş dediğimiz mini minnacık tehlike zaten gerçekte de mevcut. Hepimizde 3er 5er tane atom bombacığı var sanırım. E peki devletler nükleer saldırı altında kaldıkları zaman askercikleri ne yapıyor? Elektrondan hızlı koşulmaz anladık. Skynet yüzünden erken uyarı sistemleride çalışmaz onu da anladık. ama elbette askeriye dediğimiz şeyi düşündüğümüzde bunun içinde prosedürler,önlemler vardır mutlaka. Hiçbir askeri güç nükleer savaşa karşı yüzde yüz hazırlıksız olamaz. O yüzden biz dahil bir çok ordunun çoğu kışlasında sığınaklar var. nükleer ya da bombalamalara karşı farketmez. Yani bunu gözden kaçırıyorsun. Eğer bombalanıyorsan ve ya nükleer tehdit altındaysan o gaz kitle baştaki ne derse onu yapar.Sığınaklara derse sığınaklara koşarlar. Saldır derse saldırırlar ve mort olurlar. O kadarını bilemem ama sonuç olarak bomba atılan yerlerde sağ kalanların çoğunun askeri kökenli olması hala mantıklı geliyor bana. Bomba atılmayan yerlerde tabi ki it kopuk vs. hayatta kalacaktır.

Önüme konulanı direk kabul etmiyorum. Ama james cameron filmlerinde bile bu şekilde yansıtılmışsa eğer,sen nükleer bombanın düştüğü yıkık dökük mekanlarda efil efil dolaşıp savaşabiliyorsan eğer bu radyasyonun ya oldukça az miktarda ya da hiç olmadığına delalettir. Ki 2. filmin başında gayet gene nükleer yıkıma uğramış bir binanın altına john connor ve adamları üs kurmuşlar. E noldu şimdi? Connor kanser mi oldu? Direniş komple kumpir mi oldu? Bu bir eksiklik kabul ediyorum. Ama bunu Cameron bile ele almamışsa,nükleer bombalara el bombası muamelesi yaptıysa t4ün yönetmeninin yapmasında bir abeslik göremiorum.Yani senaryoyu yazan denyoları derken bunun içine Cameron'ıda alabilirsin.Sırf 4e pok atmaya kalkma bu konuda.ÜZülerek sölüyorum hepsi hatalı:)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Ha bu arada o çok yüksek derinliği olan dizimizde de(!) derek reese ve kyle reese kardeşler kafalarını kaldırıyorlar tepelerinden geçen nükleer bombayı görüyorlar ve evin bodrumuna saklanmak suretiyle nükleer saldırıdan kurtuluyorlar. Eh bu mümkünse ve sorgulanmıyorsa(emo bir john connor varsa herşey mümkündür) normal bomba sığınakları falanda muhtemel işe yarar.Hatta bu mantıkla bomba hedefine varıncaya kadar yere çukur kazıp içine bile girebiliriz sanırım..Buyur burdan yak benway:)

User is online Yayında
Joined: 11/02/2009
Gönderiler:
Groups: None

İlk başta şu kumpir bebek olayına karşı konulamaz bir şekilde koptuğumu ve kendi kendime mırıldandıkcada gülmeye devam ettiğimi belirtmek isterim =) (Benway kumpir bebek nedir olm?! Allah canını almasın =)

Kalp nakli olayı cidden cılkı çıktı ama kendimde bişi katmam gerekirse bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz çoğu şey saçma o zaman. Sonuç olarak bu film'i bilim kurgu katagorisine sokarsak teknolojik açıdan tüm olanaksız sayılabilecek çoğu şey bir anda olanaklı hale gelebilir. Daha dün DrunkDevi ile sözünü ettiğimiz ilk üçlemedeki savaşlarda tüm terminatörler ve direnişçiler lazer silahları kullanıyorlardı. Hoş benim uyarımla direk olay çözüldü. İlk 2 filmde sözü edilen gelecek hep 2029'du. Bu filmde 2018'i görüyoruz. Sonraki filmlerde lazer'e geçmezlerse görün siz tezatlığı. Bunu sölememde ki amaç bilim kurgu öğesi altında toplayabilceğimiz her film de sana elektronik çakı kalem, ultraviyonik ışımalara karşı korunaklı pil, konserve kutusu açacağı görüntüsünde bozuka gibi garip icatlarla tüm olanaksız gibi görünen şeyleri olanaklı kılarlar. Örnek olarak Dc. Who izleyin ve orda ki elektronik maymuncuğa hasta olun. Adam tüm galaksiyi bırak tüm zamanda yolculuk ediyor ve her gittiği yerde o zımbırtıyı uyumlu bir şekilde kullanabiliyor.(Yani sadece geçmişe gitmiyor. Adam dünyanın yok olduğu insanların farklı gezegenlerde kolonileştiği bir milyon yıl sonrasına gidiyor ve gene orda kullanabiliyor o aleti) Yani her yerde işe yarıyor. O zaman neden T-X ilk icat olan uzaktan kumandasız bir televizyona elektronik komutla ya da adını bilmediğim bir teknikle kanallarını değiştiremesin. Onun için bu bilim kurgu öğelerinde olabilirlik mantalitesi aranmasın. Mutlaka Terminatör Salvation evrenin de bizim bilmediğimiz bir teknikle kalp nakli yapmak mümkün olabilir hale geliyordur. Bu konuyu böyle kapıyorum.

Biz film'i izlerken aklımıza gelen ilk saçmalık neden derek reese olmadığıydı. Bu sorunun oluşmasındaki nedeni de gene yerden yere vurduğunuz sarah connor chronicles'dan kaynaklanmakta. Kaçınız izlediniz bilmiyorum ama direk 2 sezonun sonunu sölicem okumadan önce izlicekseniz vazgeçin. Bizim meşhur T1000'inimiz ve john COnnor geleceğe yolculuk yaptıklarında kendilerini bilmedikleri bir yer ve tarih de bulduklarında iki kardeşi beraber direnişin içinde görüyoruz. Dizinin gidiş hatında da direnişe birlikte katıldıkları söyleniyor. Madem birlikte katılıyor ebe bilader bu amca nerde o zaman. Kyle piç gibi tek paşına yıkık şehir de takılıyor kardeşi yanında olmuyor ve film sonunda john connor ona direnişin simgeleyen kırmızı bezli ceketten veriyor. Hani Benway böyle bir saçmalıktan bahsetsen eminim DrunkDevil'da dahil ebe gözüm ağzından çıkanı seveyim deyip hak verecez. Ne kalp mevzusuymuş yaa =)(Ne cevap verirsin bu Derek mevzusuna bilmiyorumda Dağhan da dahil time line'ı anasını bellediklerini bizde biliyoruz merak etme =)

Ayrıca son olarak Dağhan'a hak verdim. Evin bodurumuna saklanarak bırak radyasyonu elektronunu patlamadan kurtulabiliyorsan kumpir bebek diye birşey en azından şu yaratılan Terminatör evrenin de imkanı yok olmaz. Bunu da böyle kapadım. Hatta yazımı bitirdim =)

Dipnot:Tartışmalarınızı büyük bir heyecanla takip ediyorum. Müptelası oldum neredeyse nihohohohoo =)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

O küçük zenci kız derek reese bence aslında...Zamanda yan evrene gidip Mystique'in güçlerini çalmış.Sonra geri dönmüş küçük kız formatında saklanıyor. Bunu yapmasında ki amaç ise gelecekteki asilerin geçmişteki john connor'ı kumpir olmaktan kurtarmak adına şimdiki zamana bir adet fırında sütlaç yollamaları. Bu sütlaç'ı t800 yediği için timelineda kayma oluyor ve sonuç olarak mecburen derek reese skynet'İn planlarını bozmak adına küçük zenci kız kılığında dolaşıyor...EH.Yersen:)

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Hehee.. Pimpiriks, olay belki de şöledir, Kyle Reese diye takılan eleman aslında Derek, Star da Kyle Reese'dir. Adamımız Tanınmamak için böyle yapıyordur. Ve fakat ilerleyen günlerde ikisi de rollerine çok ısınırlar ve Kyle, Star olmaktan vazgeçmez. Derek de Kyle olarak geçmişe gönderilir, Sarah'ı döller.

Konu açılmışken aklıma geldi, skynet robotu Kyle Reese'i nasıl tanıyabildi? Hani bi de o hengamede yüz analizi yaptı, ama elindeki hangi veriyle karşılaştırdı bu analizi de bip bip bip Kyle Reese diye öttü?

Senaristlerin dayıoğlu DD yantlar belki bu soruyu :)

Dr Who'ya gelirsek, şimdi o dizi absürd bir çalışma. O elektronik maymuncuğa gelinceye kadar (Nasıl ki kalp naklinde hijyene gelinceye kadar 50 tane problem sıraladıysam) dünya kadar problem bulabiliriz. Ama dediğim gibi, orda durum farklı, ben yazdım oldu diye senaristler akıllarına esen her acaip şeyi ekleyebilirler senaryoya.

Ama yine de mantıklı bir açıklama yapmamız gerekirse, Dr Who denen abi dünyalı değil, dolayısıyla kullandığı teknoloji de dünya teknolojisi değil.

TX uyum sorunu yaşar çünkü, o her türlü komutu yollayabilir ancak içinde o komutu alacak sinyal algılayıcı olmayan bir arabayı çalıştırmak bir yana televizyonun kanallarını bile değiştiremez. Olay senin yollayacağın mesaj kadar, karşındakinin de onu algılayacak durumda olup olmamasıyla alakalı.

DD, önüme koyulanı kabul etmiyorum diyor ve ardından filmde böyle böyle oldu ben ona bakarım diyorsun, e oldu mu ama güzel kardeşim.

James Cameroon 2 dk'lık flashforward'da buna değinmeyi ihmal etmiş olabilir, ama sen filmi komple gelecekte geçiriyorsan pas geçemezsin.

Nükleer bomba patlaması ve aftermath ile ilgili bir film var. -T4'ün aksine- ortamın aslında nasıl olması gerektiğini anlatıyor. İzlemenizi tavsiye ederim:

Threads

User is online Yayında
Joined: 11/02/2009
Gönderiler:
Groups: None

Nedense bu cevabı vereceğeni tahmin ettim biliyormusun =) Yazarkende düşündüm hatta eklememe gerek var mı acaba diye. Dr. Who tabiki dünyalı değil. Çıkarmanı istediğim sonuç bu değildi benim. Görüyorum ki bir bilim kurgu yapımı film'i incik güncük edebiliyorsun. Senin için pek çok şey belli temellere dayandırılmalı. İzleyicinin hayal gücüne bırakılan şeyler olmamalı =) Hoş bişi diyemem. Açıkcası ben Dr. Who'nun iki sezonunu bir oturuşta bitirmiştim =) O denli çok sarmıştı beni. Diyorum aşırı bilim kurgu düşkünü bir insanım. Ayrıca mantıksız geldiyse fazla diyeceğim bişi yok ama Dr. Who denen zaman lordu o elindeki maymuncukla çalışmayan en antika telefonları, içi ampüllü olan radyoları ve daha aklıma gelmeyen minimum tüm antika cihazları tamir edebiliyor.(Hatta bir bölümde bir yaratık vardı. İnsanları kendiyle özdeştirerek besleniyordu. Bir hatunuda yiyordu. O hatunada bir arkadaş aşıktı. Sonra bir şekilde yaratığı yeniyorlar ama hatun'a yazık oluyordu. Tam hatırlamıyorum gene ama o elindeki aletle bir şekilde hatunun yüzünü yerdeki fayansa çıkartıyordu. O derece garip işlere yarayan bir alet o. Tabi bu sana gene saçma geliyor. Ondan bişi demiyorum =) Sen bu tür hayal gücü ürünlere mantıksız dersen sana T-X'in o aletleri kontrol edebilirliğini inandıramam. Onun için bu tartışmadan çekiliyorum.

Senaristlerin dayı oğulu DrunkDevil cevap vermeden önce ben araya girersem o son base deki terminatör arkadaş bahsettiğin engabede kyle reese tanımadan önce başka bir robot tanıyor kendisini. Tam net hatırlamıyorum aslında. İndirdiğim sinema çekiminden hiç memnum olmadığım için tekrar izleyemedim. Yoksa diyeceğim çok şey vardı. Neyse konuya döneyim. Olayı hemen şöyle hatırlatayım. Marcus bozuk arazi aracını tamir etmekle uğraşmaktadır. Kyle reese ile muhabbet aşamasındayken bir anda marş basar ve motor çalışır. Motorun çalışmasıyla teyipde bi parça çalmaya başlar. Çıkan müziğin sesine bir terminatör gelir.(O birimin bir adı vardı ama hatırlamıyorum) Hemen bunlar arabaya binerler basarlar gaza. O esnada minik bir robot gelir kyle reese'in suratına bakar. Aha der bu kyle reese. Şimdi ordaki robot nasıl tanıdıysa kamptaki terminatör'ün de tanıması aynı olay. Hani dediğim gibi tam hatırlamıyorum. O minik robot nasıl tanımıştı. Yani direk suratına bakarak mı yoksa başka bişiden mi?!(Bundan şu anlaşılsın. Daha önce ellerinde bir veri varmıydı?) Ama her şekilde tanıdı. Belki web tabanlı bir şekilde ya da sinyalle ana base'e suratının fotoğrafını yollamış olabilir.

Benway tartışalım. İnan ben çok keyif alıyorum. Ama bence biraz hayal gücü olmalı. Diyorum bak bilim kurgu bunlar =) Bu kadar konuşmanın şu 50 robotta geçmesini isterdim. Kimse şu robot şu bu robot bu yazmamış yahuu =)

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Abi sen de beni mr spock yaptın yahu.. "mantık dışı" :) Kyle'ın tanınması olayından bahsederken zaten senin o dediğin minik robotu söylemiştim ben. Elemanın yüzünü tarayıp bip bip öten oydu. Skynetin mekanındakini hatırlamıyorum ne yalan söyleyeyim.

Dr Who'nun aletinden bahsederken söylediğim başka. Alet maharetlerini sergilerken "onu da yapar mı? bunu da yapar mı? oha ne saçma lan!" diye izlemem. O öyle bir alet çünkü, bizim bilmediğimiz bir teknoloji ile üretilmiş. Ve tamamen senaristlerin kontrolünde. Ama o aleti kullanan John Connor olsa, işte o zaman kafamda ziller çalmaya başlar.

Terminator'e dönelim, filmdeki zaman yolculuğu muhabbetini hiç sorgulamıyorum ya da "mantıksız" bulmuyorum mesela ;) çünkü daha önce benzeri bir durum olmadığı için senaristler ne derse -tabii fazla uçmadıkları, inandırıcılığı elden bırakmadıkları sürece- inanacağız.

Bu arada T5'de de zaman yolculuğu olayının geri geleceği konuşuluyor. Bunu da buraya not düşeyim

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Benway senin derdin benimle anladım bunu ben:) arkadaşlığımıza gölge düşecek böyle hehe..Hani sen dedin ya o zaman kyle reese'İ beşikte yoketsin senaryo çok saçma diye.Hah işte kyle reese'i beşikte nasıl tanıyacaksa arkadaş(bu senin yorumun unutma) fabrikada da öle tanımıştır.Kendin laf edip kendin çeliyorsun olayları:)

Tx konusunda sana katılıyorum ama velhasıl filmde kullandığı her alet,Polis arabası vs. çipli ateşleme sistemine,fren kilitleme mekanizmasına (ESB miydi neydi),arıza tespit hede hodolerını falan sahip araçlar. Zaten orda kontrol etme esnasında bunu hızlıca gösteriyor. Fantazi olarak doğru ama herhangi bir arabayı hacklemek mümkünmü orası tartışılır.Bu konu da bir bilene danışmak lazım.Ama senaristi çok sıkıştırırsan muhtemelen nano teknoloji o yapar deyip geçecektir..

Şu tanıma mevzusuna ciddi olarak bakarsak eğer -filmi savunmak adına değil tamamen teori üretmek adına- acaba marcus farketmeden öğrendiği şeyleri skynete aktarıyor olabilirmiydi die düşünüyor insan. Bu bir teori mesela.Hoş bu durumda skynetin john connor'ın basenin yerinide bilmesi lazım.Belki de zaten biliyordur bilemem. Bir başka teorim ise t2demi t3temi ne hatırlarsınız t800 insan yüzü modeli çıkartıyor.Csi'lara falanda baktığınızda kemik yapısından insan tespit etme diye bir olgu olduğunu iddia ediyorlar. Acep t1de kötü arnolddan arta kalanlar cyberdyne tarafından skynetin ilk o ilkel versiyonuna bağlandıysa ordan oraya bir data transferi olmuş olabilir mi? Ki komplo teorilerine göre cyberdyne'i yoketmiş olsalarda aslında o databaselerin yedekleri bilmemneleri bulunuyor tee ordan oraya skynet Kyle Reese'in yüz hatlarını biliyor olabilir mi? Sıçtım ortaya toplaması size kalsın.

Senaryo konusuna gelince radyasyon konusunu pas geçebilirsin çünkü önceki senaryolarda da geçilmiş. Bu baştan sona kadar devam etmiş bir hata.t4tede var t1dede var.Zaten bende bu yüzden terminator serisini post nuke saymıyorum. Mantıken post nuke olması lazım ama değil..Ben napayım alla alla:) Cameronda diğer senaristlerde hep robotlara dayanmaktan radyasyonu unutmuşlar.Artık çok geç.Bu MCGmidir mng kargomudur nedir onun hatası değil..Bunu bugüne kadar sorgulamayanlar utansın:)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Bu arada fabrikada tepede duran mongol t600lerden biri tanıyordu sanırım kyle reese'i..

Ha bu arada terminator 3 bana göre bomb.k bir filmdi.Kimse o filmi savunuyorum sanmasın.ÜZmeyin beni:)

Selin (doğrulanmamış)
Groups: None

Alakasız olucak ama "tartışmanızı" okurken, şu geçti aklımdan:

ben de bilim kurgu, hayal ötesi ve beni şaşırtan eserleri çok beğeniyorum, fakat böyle belli bir temayı işleyen ünlü ya da önemli eserlerde insan "saygınlık" uyandıran bir şey bekliyor.

önünde küçülmek ve minik bir çocuk gibi kaşlarını kaldırarak bakmak istiyor ki zaten bunun gibi hayranlık duygusunu uyandıran yapıtlardır gönlümüzde taht kuran.

Bazı filmleri izlerken oradaki hayal gücü bizi güldürür. Bazıları ise dediğim gibi kendine hayran bırakır.

Sanırım Benway bu filmde hayranlık uyandırıcı öğelerin azlığından; güldürücü ya da "hıh" dedirtici olanların fazlalığından yakınıyor (bilinçaltı). ya da mükemmeliyetçi bir karaktere sahip ve affetmiyor.

DD ise (benim gibi) her şey mümkündür diyenlerden:)

Saygılar:)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Aslında bir yerden sonra sanırım tartışmayı sevdiğimiz için tartışmaya başladık.Filmdeki birçok abukluk beni de rahatsız etse de sırf aşırı beklentili oldukları için insanların bu kadar çok eleştirmesi beni rahatsız etti.Bir baktım ben filmin avukatı,senaristlerde dayı oğullarım oluverdi..

Neo
User offline. Last seen 1 hafta 4 gün ago. Offline
Joined: 21/12/2008
Gönderiler:
Groups: None

yettim gayrı...

yazıyı yazıp geri çekildim (mecburiyetten..) bir kaç günlüğüne ve bir geldim ki ne kadar güzel ya, konuşmuşsunuz uzun uzun... insanları böyle uzun uzun konuşturabilen filmler, nereden baksan "birşeyler ifade" ediyordur...

tüm yorumları sindire sindire okudum ve yazılardan bazı bölümlere cevaplar şeklinde biraz değinmek istiyorum:

(unutmadan ekleyeyim.. bu geri çekildiğim günlerde neler yaptım: kafa dengi bir arkadaşın evinde LCD tv karşısında toplanıp... hd versiyonları olmak üzere cumartesi T1, T2, BSG final bölümünü (bunu bitirdiğimizde artık çoktan hava aydınlanmış ve sokağa insanlar dökülmeye başlamıştı...), pazar günü de T3'ü izleyip sıcağı sıcağına da T4'e gittik. (ben tekrar izlemiş oldum ama olsun... bu sefer hem önceden izlemişliğin rahatlığı, hem de istesem de yükselemeyecek olan düşük beklentim sayesinde ayrı bir seyir deneyinin gönüllü deneği olmuştum keyifle...

@Pimpirikis:

>>İlk önce böyle güzel bir yazı yazdığı için Neo'ya teşekkürü borç bilirim.

lafı bile olmaz.. burada bulunma sebebimiz bu zaten :)

>>Sonuçta Matrix gibi şahene bir patlamayla başlayan ve ardından çekilen 2 film ile özellikle son film'in final'i ile resmen seyirciyi isyan etme noktasına getiren "bu muydu" dedirten

açıkcası ben "bu muydu" diyen matrix fanatiklerinden biri değildim. oldukça tatmin olmuştum seriyle. ki ortada animatrix gibi bir şahaser de durmakta. zaten matrix hiç bir zaman tatmin edemezdi bütün seyircisini aynı anda.. "patlama" demişsin ya, olayın da anahtarı orada zaten. patlama bir kere olur. yani matrix isimli bir patlama bir daha olamazdı zaten... sonuçta matrix 2 ve 3 ü izlerken önceden bünyesine matrix yüklenmiş kişilerdir. ilkinin tadı bu yüzden hep ayrı oluyor.. ha en fazla zion'un da aslında "sanal" olduğu bir üst aşamada karamsarlık ile bitebilirdi ama bu sefer de izlediğimiz tüm o mücadele, kahramanlık boşa izlenmiş olacaktı.. kaldıki mimar'ın 2. filmde epey uzun söylemleri var. tekrar tekrar izlenmeli bence oralar.. yani halen "zion da sanal" olasılığı var bence... bunun dışında gayet iyi bitti bence. sonuçta o kadar insan sanal da olsa güzel bir hayat sürmekte.. hepsinin uyandığını düşündüğümüzde ortaya çıkacak tablo şimdikinden iyi olamayacaktır toplamda.. neyse matrix konuşmalarını ayrı ayrı başlıklarda konuşmalıyız bence. daha fazla uzatmayayım bu açıdan...

>>İnsanı insan yapan duyguların özünün kalp ve beyin olduğunu düşünürsek sanırım ona burda ihtiyaç duyuyorlar...

bu fikre bayıldım. bu sayede aynı battlestar galactica veya matrix gibi "derinleşebiliyor" işte olay. ama bunu biz seyirciler buluyoruz :) filmde buna dair en ufak bir söylem yok. ona üzülüyorum işte ben..

@Benway:
>>Şunu kabul etmek lazım ki, filmin çıkış noktası olan fikir güzel. Hakkını yemeyelim.

katılıyorum. ki zaten yiyene de yedirtmeyiz. lokmasını boğazına tıkarız :p zaten bizim için terminator evreni değerli olmasa (fikriyle şusuyla busuyla..) bu kadar konuşmazdık heralde.. bizim tüm olayımız yıllar sonra terminator ile karşımıza çıkıyorsanız sağlam bir senaryo ile çıkmanız... çünkü fikirsel bazda istediğin gibi süper yoğrulmaya müsait bir ortam bu evren. (misal kyle'ı nasıl tanıdılar diye takılsak bile, bu ortamın sonsuz fırsatları gereği oraya şak diye bir cevap koyabiliriz. atıyorum: gelecekten geçmişe yolculuk tamam ama dizisinde geçmişten geleceğe de yolculuk mümkün.. bunu baz alıp geçmişe giden robotun, connor'un babasının kim olduğunu öğrenip, tekrar geleceğe gidip oraya bilgi olarak sunmuş olması da mümkün.. bakın hiç sırıtmıyor.. ki zaten T4 olarak izlediğimiz gelecek "hangi gelecek" diye de sorabiliriz kendimize... sonuçta kıyamet geciktirildikçe o gelecek şekilden şekile bürünmüş olabilir.. olası..)

>>Fakat filmdeki -hadi hata demiyeyim de bozulma :)- tuhaflıkları açıklamak için oyunu referans almak ne kadar doğru olur o konuda şüpheliyim.

evet. çünkü filmin yapımcılarının "filmin oyununu da oynayın.. filme sokamadığımız şeyleri orada görün.." gibi bir beyanları olduğunu düşünmüyorum. bu işin en başarılısı (insanlara ders olarak okutulması gereken..) animatrix ile matrix evreninde yapıldı bence... adamlar peşin peşin söylediler "filmler arası ve geçmiş açısından tamamlayıcı tüm bilgiler anime serisinde" diye..)

@DrunkDevil:
>>Sanırım insanlar aşırı beklentiye kapıldılar. Ama bu film aslında terminator 4 değil..Terminator salvation 1..Yani önceki 3 filmden beklentinizi tamamen geçin...

hocam alınma ama... eğer sen filminin adına "terminator" koymaya çekinmiyorsan... yıllar sonra tüm o geçmişi omuzlayarak insanların karşısına çıkıyorsan bunun adı ne kadar "4" içermese de o terminator'dür. aksini iddia etmek olmaz şimdi..

>>Ve ne skynetin mongol ne de direnişin karton olduğu mantığına katılıyorum.. Bu yorumu da yazmam için bana şu cümle yetti. "Dizinin derinliğine sahip değil." Allasen Sarah Connor Chronicles kadar terminator serisini mahveden...

yalnız hocam bu diziye nasıl bir gözle bakıldığıyla alakalı... her 10 dk'da bir karakterden biri sulu bir espri yaparak diziyi sulandırsın, karton karakterlerce, ağırlığı olmayan diyaloglarla aksiyondan aksiyona koşulsun, içinde seks olsun, öpüşme olsun, döt-meme-bacak olsun gibi beklenti içinde olanlara tabiki anlamsız gelebilir TSCC dizisi.. ama dizi bu hataların hiç birine düşmüyor. terminator evreninin "siyah - beyaz" düşmansallığına bile ara renkler katarak derinlik sağlıyor. "makinalara karşı insanlar" , "insanlara karşı makinalar" olayına "makinalara karşı makinalar" tadında bir güzelliği serinin hangi filmi katabildi alla-sen? felsefik olarak sorgulatabiliyor dizi insana "yapay zeka-insan" mevzularını ki bunu dramasından en ufak bir ödün vermeden, aksiyona boğmadan yapabiliyor. işte zaten bu formülü daha iyi başardığı için de "battlestar galactica" dizi tarihinin en başarılı dizisidir gözümde...

>>Biz savaşı görmüyoruz. İçerideki savaşı izlerken. Son kalan helikopter connorı almak için bekliyor. Kalanlar fıyıyor...

emin ol böyle birşey olmuş olsaydı yönetmen ve efekt ekibi bunu göstermekten geri kalmayacaktı bir dk bile olsa.. daha hoş olurdu çünkü onlar için. bir içeriyi, bir dışarıyı klipsel olarak gösterip daha çok göze güzel görünüp doyurucu olurlardı. kaçırılacak bir fırsat değil çünkü bu... zion'a yaklaşan kıçı-kolu-kanadı-kırık 1 tanecik nebucadnezzar'a bile "risk" almayıp allah ne verdiyse dalıyor bu yapay zeka ki asıl matrix'deki yapay-zeka sahip insansı duygulara en yakın olmak anlamında... yani kibir felan demişsin ya.. bu hisler varsa bile matrix'dekilerde en yüksek derecededir ki onlar bile ona rağmen "riske" girmemekteler.. bu yüzden takıldık biz skynet meydanına...

>>Yani anlıcagın adam höyt die sudan çıktığı yere kadar dipten gitmiş.

>>makina kendini gerçekten insan sanınca adam inandı

hayır abicim.. çöldekini demiyoruz. ki orada dipten gitmiş olsa bile bu adam sormayacak mı kendine "ben nasıl insanım lan, dipten gidebiliyorum" diye?

ki çölde adam dipten gitmiyor. suda seke seke kıyıya kadar varıp orada çöküyor...

ama gece direniş bölgesinden kaçarken suyun içine girip bildiğin yüzüyor herif...

>>mantıksız eleştiriye kızıorum ben..Hadi kalp nakli yapılamaz tamam.

benim de en çok kıl kaptığım türdür. adam mesela sırf gıcık olmak/etmek için gelir çamur atar. sonra kenara çekilir. insanlar yer birbirini.. adil değildir bu...
ayrıca ekşi sözlüğe felan girersen kesinlikle dayanamazsın bence :) yani burada "mantıksız" gibi gelebildiyse az biraz nebze... orada boğulursun benden söylemesi..

ama hazır ekşi'den bahsetmişken birşey ekleyeyim. şimdi ekşi nüfus bakımıyla en büyük yerli içerikten birisi (hatta birincisi de olabilir) olduğundan orada daha renkli düşünceler, farklı fikirler/eleştiriler olabiliyor.. hal böyle olunca misal bir filmin altında her kafadan ses olabiliyor. yine de terazi açısından sonuç az çok kendini gösterebiliyor.. çok az eserse gördüm ben bu terazide uçurum boyutunda sonucu. birincisi "battlestar galactica" için. ikincisi de "terminator sarah connor chronicles" dizisi için. bunların entrylerini okursanız insanların ne kadar çok sevdiklerini... battlestar'a rakıyla viskiyle gözyaşlarıyla veda ettiklerini... TSCC dizisinin iptali haberine de feci öfkeli olarak en orjinal küfürlerle isyan ettiklerini vs görebilirsiniz.. ve malesef T4 için de çok iyi eleştiriler barındırmamakta...

-------
--------
-------

yinede sinemada 2. kez izlediğimde de görselliğinden ve aksiyonundan epey keyif aldım... ama senaryoya yine takıldım, yine takıldım...

son olarak şuna değineyim de yanlış anlaşılmayayım. ben sinemaya aşık bir insanımdır. yani insanların 100 tane çamur atıp, ayağıyla ezdiği şeyin en az yarısını sevmişimdir.. haliyle burada (ki ilk yazıda demiştim en sevdiğim türdür bu) sevilen türe karşı bir örnekten yeterince tatmin olamamanın getirdiği üzüntüdür, kalk burukluğudur tüm mesele... yoksa terminator evreni de matrix ve battlestar galactica gibi hiç bir zaman zihnimden ve kalbimden çıkmayacaktır...

işte çok film izleyen biri olarak sinemayı deneyimlerken şöyle birşeyi ortaya koymuştum:

ben bir filmi izlerken tamamiyle onun dünyasının tek dünya olduğunu ve kendi mantık kuralları olduğunu kabul eder... kendiminkiyle pek kıyaslamam. kendi mantık kurallarını fazla zorlamadıkça da tatminsizlik yaşamam. ama olay "fazla zorlamadıkça" kısmında... yani görmezden gelme derecesi vardır.. ama o da derece olduğundan bi yere kadardır.. bu sebeple misal marcus'un suda batmaması da, etrafta radyasyon olmaması da hiç koymadı bana. takılmadan geçtim yani. "batmayan model" dedim, "radyasyondan seneler sonra yeryüzüne çıkmışlardır" dedim vs.. yani sanılmasınki bu adam herşeye takılmış da bıdı bıdı yapıyor :) yoksa bunlara takılsak tüm terminator serisini kaldır at çöpe. misal T1000 gibi bir robotun asla olamayacağı gerçeğinden (ki bu durumda aslında TX her türlü T1000'den daha mantıklı bir tasarım oluyor.. ki bakın herkesin yerden yere vurduğu T3 filminden böyle bir ayrıntı çektim çıkardım... çünkü benim garezim yok T3 filmine.. niye olsunki bana ne? hehe) tutun da filmlerindeki zamansal mevzuların kendi açmazlarına kadar neler neler var. ama dedim ya bunlar "geçilebilir" şeyler gözümde...

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

ben şunu anladım...terminator 4 konusunda bu sitede herkes bana karşı..İşin komiği pimpirikisle tamamen aynı fikirdeyiz bu konuda ama nedense bana sardırıyorsunuz...

Neo beni tanımadığın için sarfettiğin "yalnız hocam bu diziye nasıl bir gözle bakıldığıyla alakalı... her 10 dk'da bir karakterden biri sulu bir espri yaparak diziyi sulandırsın, karton karakterlerce, ağırlığı olmayan diyaloglarla aksiyondan aksiyona koşulsun, içinde seks olsun, öpüşme olsun, döt-meme-bacak olsun gibi beklenti içinde olanlara tabiki anlamsız gelebilir TSCC dizisi" cümlesinin bana ne kadar büyük hakaret olduğunun farkında olmadığını düşünüyorum..Bilmeden mi yaptın bilmiyorum ama ağır olmuş..

Bu t4 konusunda herkesin bana doğru atılmasından sıkıldım açıkcası..

Film bombok..Yöneteni de yazanı da eşşekler kovalasın..Daha da yazmıorum buraya!!!!

Neo
User offline. Last seen 1 hafta 4 gün ago. Offline
Joined: 21/12/2008
Gönderiler:
Groups: None

sevgili drunkdevil... dur yav, nereye.. yazmıyorum olur mu?

o sözlerle senden bahsettiğimi düşündüysen ve buna takıldıysan affet.. öyle demek istemedim. alınacak bir şey yok.. sonuçta ben derinliğinden bahsederken sen "derinlik yok" dediğinde de ben alınmadım hani..

tamam seni tanımıyorum. hatta burada kimseyi tanımıyorum. aslında böylesinin en iyisi olduğunu düşünüyorum. ben internet ortamlarında dergahçılık veya kahvehane kültür anlayışını sevmem. hani burası public bir ortam sonuçta. zaten tanımamama rağmen burayı keşfedip, burada dönen muhabbetleri, ortak zevkleri keyifli bulduğum için takıldım kaldım ya..

hatta sana şöyle söyleyeyim. benim nickim Neo mesela. 99 yılından beri. ben az mücadele vermedim matrix için internette :) yani herkesi karşıma aldım da yine vazgeçmedim. bu güne kadar ne hakaretler vs ile karşılaştım anlatamam :) o yüzden aslında sendeki bu enerjiyi ve tepkilere karşı teori üretebilme sonsuzluğunu kafadan sevdim ben.

skynet bile o kadar inatçıyken, pes etmiyorken... john'a motherfucker demek için elinden geleni yapıyorken bu kadar çabuk vazgeçme yav.. :) aynen devam...

User offline. Last seen 1 gün 5 saat ago. Offline
Joined: 26/07/2008
Gönderiler:

Oha abi, film bu kadar ses getirdiyse, tartışma yarattıysa bence manyak başarı! :) Hala izlemedim, dolayısıyla yukarda yazanları okumuyorum ama iyice meraklandım. Yİnede ben de "beyenmeyenlerden" olacağımı bir şekilde tahmin ediyorum :}

User is online Yayında
Joined: 11/02/2009
Gönderiler:
Groups: None

One minute, one minute... Bir daha dahosa gelmem bu da böyle bilinesi nihohohohohohoo =)

Yauw neo onun finalleri var biraz gergin. Hem konuşurum ben onunla. Az çok nasıl algıladığını tahmin edebiliyorum.

Karanlıklar arasından yükseldin ansızın çok sevindirdin. Ben umudu kesmiştim senden açıkcası. Onca şey konuşuldu sesin soluğun çıkmadı. Hatta yazıların sonuna not düşmeyi bile düşünmüştüm bir ara =)

Filmleri tarafsız bir gözle izleyip kafandan ürettiğin cevaplar cidden hoşuma gitti. Aslında bende hatta bir çoğumuzunda film'i izlerken öyle yapıldığını daha sonra oturup düşünüp kafamızda saçmalaştırdığımız fikrindeyim(saçmalık yalnış oldu sorguladığımızı diyelim biz ona =). Tahminimce sadece Benway biraz işin derinliğine daha önem veriyor.

Sindire sindire okuduysan yazılanları görmüşsündür. Senaristlerin biri bile okusa burda yazanları ve tekrar çekseler film'i eminim bir şahaser yaratırlardı =)

Kafam durmuş durumda. Düşünüyorum ne yazsam diye de baya şey yazdık aslında. Tekrar tekrar tekrarlamak istemiyorum. Ortak fikir olarak film biraz daha derinleştirilebilirnirdi gibime geliyor. Ayrıca DrunkDevil ile fikirlerimiz çoğu yerde ortak. Kendisiyle güncel hayatta da sık sık görüştüğümüz için tartışıyoruz aramızda. Açıkları yakaladığımızda birlikte dile getiriyoruz. Sadece dile getirme yöntemlerimiz biraz farklı =) Bu dayı muhabbeti de ordan çıktı. Ama en hasta olduğum genede kumpir bebek muhabbeti =)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

Şimdi de kendimi piskopat hatun gibi hissediyorum..Onun finali var gergin falan..Yahu tekrar okuyunca farkettim.Tekrar yazmam derken başlığı kastetmiştim ben siteyi değil. Zaten başlığa yazacakta pek birşey kalmadı..

Dipnot: Neo ben derinliği yok derken diziye b.k atıyorum ama sen karşılığında bana yönelik b.k atıyorsun..Cümle içinde b.k kullandım diye kızgınım sanma uslup meselesi.Yani filme ana avrat girsende benim üstüme alınmam için bir sebep olmaz ki benway giriyor zaten.Ama bu filmi seven kumpirdir tarzı bir usluba girince ben kumpir olmuş oluyorum.Ondan kızdım ben başka bişeyden değil..

Dİpnot 2: Alma burak gonlumu..Herkes alır gonlumu sen gonlumu alamazsın:):)

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Şimdi filme dair konuşulacak çok fazla bir şey yok aslında. Ama tartışmamızın bu kadar uzamasının sebebi DD'nin akraba kayırmacılığı, aman benim dayıoğullarına bi laf gelmesin mantalitesi, üstlendiği kötü senaristler sendikasının fahri avukatlığını layıkıyla yerine getirme çabası (ama takdir ediyoruz).

Ben filmde şu yok, bu yok, o aslında öyle olmaz, bu böyle olmaz diyorum; DD ise "yani senin dediğin gibi değil de, bence şöyle olmuştur" diye yazdıkça yazıyor. Arada da önüne geleni paylıyor :)

Bu esnada da filmi batırıp çıkaran, yüksek beklentilerle film izlediği için yaşadığı tatminsizliği gariban filmden çıkaran ben olyuorum :)

Kardeşim, tartışmanın başından beri "filmin 2. yarısı na böyle devasa boşluklar barındırıyor"dan başka olumsuz bir şey diyor muyum? Demiyorum. E boşluk barındırmayan, kafada soru işareti bırakmayan bir senaryo istemek yüksek beklenti mi oluyor? yapma etme :)

ps: her paragrafın sonuna ":)" koydum ki bu satırları sırıtarak, yarı şaka yarı ciddi yazdığım anlaşılsın, gerginlik olmasın :)

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

bana işin komik gelen tarafı birinci yarıda çok sıkılmam ikinci yarı da ise oo film güzelleşti demem..Nasıl bu kadar zıtız senle çözemedim..

Ben filmin her hatası senin beklentılerınden mı kaynaklanıyor dedım..Ayrıca cogu yerde hata olarak gosterdıgın bosluklara tahmınler yuruttum bu boyledır demedım..İş öyle bir boyuta geldi ki filmi savunur pozisyona düştüm..Senin yüzünden ağız tadıyla filmi eleştiremedim layn!!!

Dipnot:Ben gergin değilim!!Kimseyi paylamıyorum!Son derece sakinim...Zorla gergin edeceksiniz adamı.

Dipnot 2: Soy ağacımı araştırdım senaristler Houstan'dan 32 kuşak akrabammış..Dedemin kardeşinin komşusunun kapıcısının amca oğlunun radyasyondan olan kumpirlerinin içindeki mayonezmişler..Akrabalarımı ezdirmem.Haddinizi bilin:):)

User offline. Last seen 14 saat 1 dak ago. Offline
Joined: 15/02/2009
Gönderiler:
Groups: Güzel şeyler

Hah sonunda izleyebildim filmi. (İzlemeyen üyeyi Benway meşe odunu ile kıstırıyormuş diye bir dedikodu dolaşıyor, bilemeyeceğim)

Kısa yorum;

Film güzel, ama Terminator adı için zayıf. Ama o adın anımsattıklarını bir daha hissetmemiz zaten olanaksız.

Uzun yorum;

E peki niye ilk Terminator için zayıf? Neden bazı hisler artık olanaksız?

Dürüst olalım beyler (varsa bayanlar. Çok sanımıyorum ama ihtimal), Terminator 1 yada 2 bugün çekilmiş filmler olsa ActionMax gibi bir kanalda gösterilen ve artık klişeler kullanan, kesinlikle "efsane" diye nitelendirmeyeceğimiz filmler olurlardı. Biz onları o zamana kadar görmediğimiz bir görsellik, bilimkurgu alanında fikirler ilk olmasalarda geniş kitlelere en iyi şekilde verilmiş olan ilk senaryoları için sevdik. Bugün bir Terminator filminden o "hissi" bekleyemezsiniz. Terminator 3'ün bir Termnator 2 kadar o "hissi" bermediği gibi.

Aynı nokta Fallout 2-3 yada Star Wars'un klasik ve yeni üçlemesi arasındaki farktır mesela aynı zamanda.

Kendimizi kandırmayalım. O ilk hissini, o şaşırtan ve büyüleyen noktaları devamlarda pek bulamazsınız. Çünkü artık biliyorsunuz, gördünüz bütün o hikayeleri. T-800 yada T-1000 gördünüz daha önce, insanlar ile makineler arasındaki savaşıda, makine-makine arasındakini de. Klişe laftır ama doğrudur, ilkler özeldir.

Bugün o "hissi" verecek film çıkarmak zor. Çünkü birçok fikir kullanıldı ve ne yazıkki tüketildi.

Bu yüzden devam filmlerini, kitaplarını yada oyunlarını ilkleriyle karşılaştırmak haksızlıktır, özelliklede aralarında böyle uzun süreler varsa.

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

"Devam filmleri önceki filmlerin tadını vermez" kalıbının varlık sebebi yapımcı açgözlülüğü.

Yoksa kamera arkasında çalışan biri olarak -senarist, yönetmen, yapımcı vd- gerçekten söyleyecek yeni bir şeylerin varsa, hiç durma, söyle -hatta lütfen söyle-.

T2'nin böylesine çılgıncasına sevilmesinin sebebi, başlıbaşına iyi bir film olmasının yanında, T1'in açtığı konuyu daha da detaylandırması, kurguladığı dünyayı zenginleştirmesidir. İlk filmin kullandığı aynı klişeleri kullanırken bunları rengarenk hale getirmesidir.

T4'ün seriye yeni bir soluk getirebilmek için her şeyi vardı. "Seri bu filmle küllerinden doğdu" diye yorumlanmasına sebep olacak denli osuruktan bir 3. filme, benim bile yadsıyamadığım güzel bir çıkış noktasına, isimleri sıralandığında oha dedirten bir senarist kadrosuna (gerçi sonra onları kovup DD'nin dayıoğullarına verdiler işi...)

"Bence devam filmleri başarılı olamaz" demek yerine, başarılı olan devam yapımlarını inceleyip, bunların neyi doğru yaptıklarını tespit etmemiz lazım ki, benzer hayal kırıklıkları yaşanmasın.

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

dayıoğullarım kovalasın seni benway...hatta dünyadaki tüm dayı oğulları kovalasın!:)

Eylem (doğrulanmamış)
Groups: None

Filmin olması gereken senaryosu aşağıda. Okuduktan sonra keşke bunu çekselermiş dedim..

http://www.cracked.com/article_17454_terminator-salvation-if-they-left-o...

Bryce Dallas Howard'a diyeceklerim var.

Hatun kardeşim, 2 sahnede görünüp Christian Bale'e sarılabilmek için mi kabul ettin Terminator: Salvation'daki rolünü? Hayır yani The Village'deki ve o diğer filmdeki (evet, o kadar kötüydü) duru ve gay birini bile ayartacak güzelliğini de sıfıra indirmişsin bu filmde, bacakların görünmüyor hiç falan, göbeğin şiş, bir gözlerin var, onu da gerizekâlı McG harcadı, tüm filmi baştan sona yakın plan çekip sana bir yakın plan girmedi.. Hani fena oyuncu da değilsin, ondan bir şeyler görseydik bari dedim, o da yok, e kuzum sen sırf sahte bir göbekle durabilmek için niye kabul ettin ki bu rolü? Manyak..

Son dönemdeki tercihlerini hiç beğenemiyorum ne yazık ki.

Terminator: Salvation'ın yarattığı inanılmaz büyük hezimete hiç girmeyeceğim. Son yıllarda izlediğim en vasat filmlerden biriydi.. O kadar kötüydü ki sinemada sara krizi geçirmek için idealdi. Sara hastası olmanıza bile gerek olmadan üstelil. Filmde tek bir boy plan yok neredeyse (tabii ki abartıyorum), tamamı televizyon sistemi, hatta onda bile ender kullanılan extreme close-up, yani suratta sivilce saymaca. Ama büyük perdede izleyince televizyonun aksine direk başdönmesi yaratıyor bu insanda.

Güzel kadrajlar tabii ki var, içerisinde geçtiği evren buna çok uygun çünkü. Felaket sonrası evrenlerde tuvalete giden adam bile çeksen epik görünür (ki çektik hakkaten güzel görünüyor :)). McG öyle güzel harcamış ki projeyi ağlayacaktım salondan çıkarken. Filmde güzel 3 sahne var, bunlardan ikisi yıkık şehir manzarası, onlar çok güzeldi. Bir de gördüğünüz an anlayacağınız sahne. Onun dışında at çöpe. Benim gibi hem Terminatör seven, hem de post apokaliptik fetişi olan birine bile kötü göründüyse film, varın siz düşünün gerisini..

Bale zaten daha Batman karakterinden çıkamamış, aynı ses tonu. Sahnesi de yok pek zaten, 1 sahnede bağırıyor onun dışında durmuş sadece. Marcus Wright'ı oynayan amcam ise Sean Bean, Karl Urban, Jason Statham vs. gibi bir filmden sonra aksiyon yıldızı parlayan aktörler sınıfına girebilecek karizmaya ve yeteneğe sahip göründü bu filmde. Bakalım..

Bir de bandanalı T-600 vardı ki o konuya hiç ama hiç girmek istemiyorum..

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Bryce Dallas Howard benim için de bir hayal kırıklığı idi.

Filmdeki silikliği yüzünden değil, estetikli -yepisyeni- burnu yüzünden.

Yani şimdi Bryce, o babadan olabilecek en bi leziz şekilde doğmuşsun, üst düzey bir doğallık ve zarafete, piyasada oyuncu statüsüne sahipsin; klas roller için rekabet ettiklerin ne Megan Fox ne de Anne Hathaway, yani anlayamıyorum neden böyle bir şey yaptın?

Şu saatten sonra benim gözümde Gizem Özdilli'ye denk bir insandır Bryce. Kendisine başarılar dilerim.

User offline. Last seen 14 hafta 6 gün ago. Offline
Joined: 17/12/2007
Gönderiler:
Groups: None

Filmi seyrettim ve gelince direk (daha önce okumayı ertelemiş olduğum) burada azılan tüm yorumları bir solukta okudum, o yüzden tekrar tekrar aynı şeyler üzerinde durmayacağım (kalp ameliyatı gibi) :) Film için gerek IMDB sitesinden, gerekse çeşitli bloglarda spoiler olmayan yazılarını okuduğumda herkesin filmin inanılmaz kötü olduğunu, izlenmemesi gerektiğini ve hatta McG nin yönetmenliği dahi bırakması gerektiği...vs. den bahsediyordu. Ben de beklentilerimi o kadar düşürdüm ki bileti alırken bile iki kez düşündüm :) Ancak sinemadan çıktıktan sonra filmin o kadarda abartıldığı kadar kötü olmadığını gördüm. Tamam kabul ediyorum, şaheser değil, sizlerin de belirttiği çeşitli açıklar var (özellikle filmin son kısmı cidden filme hiç oturmuyor) ama film bence şu anki olması gereken seviyenin çok altında bulunuyor. Şimdi bu filme laf edenlerin büyük bir kısmı Transformers filmini yere göre sığdıramayacaklardır...
Neyse filmi kendi kıstaslarımda değerlendirecek olursam; bilete 12 lira verdim ve 9-9.5 liralık eğlendim :))

ps: Kyle Reese nasıl olurda Skynet'in top ölüm listesine ilk sıradan girer? Biri bunu bana açıklayabilir mi? :))

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

Kyle Reese ile ilgili aynı soruyu ben de sormuştum ve şöyle bir yanıt geldi:

"Acep t1de kötü arnolddan arta kalanlar cyberdyne tarafından skynetin ilk o ilkel versiyonuna bağlandıysa ordan oraya bir data transferi olmuş olabilir mi? Ki komplo teorilerine göre cyberdyne'i yoketmiş olsalarda aslında o databaselerin yedekleri bilmemneleri bulunuyor tee ordan oraya skynet Kyle Reese'in yüz hatlarını biliyor olabilir mi?"

User offline. Last seen 14 hafta 6 gün ago. Offline
Joined: 17/12/2007
Gönderiler:
Groups: None

Bana pek mantıklı gelmedi, çünkü T1 deki Arnold abi korumak için yollanan kişinin Kyle Reese olduğunu bilmiyor ki. Aslında onu kaale bile aldığı yok, işi gücü Sarah Connor...
Bu konu hala belirsizliğini koruyor, filmdeki en büyük açık bence bu...

User offline. Last seen 2 gün 42 dak ago. Offline
Joined: 20/01/2009
Gönderiler:

ben benway'in yazdığı teoriyi tamamen ironik olsun komik olsun diye yazdım...espri mahiyetinde..bunu ciddiye alıp bak ne kadar saçma mantalitesiyle copy paste etmen esprisini bir kat daha fazla arttırmış..

Dipnot:benim bu başlığa yazdım herşeyi artık yazmadım varsayın çünkü burdan bana doğru saldırılması artık hakikaten sıkıyor beni..Bu başlığa artık yazmayacağım dedim ama cevap vermek zorunda kaldım..Bu başlığa DD yazmadı tamam mı?

User offline. Last seen 1 gün 4 saat ago. Offline
Joined: 02/12/2007
Gönderiler:

ne alıngan adammışsın yahu? O mantaliteyle yazdığımı nereden çıkardın ki? cık cık cık...

User offline. Last seen 1 gün 5 saat ago. Offline
Joined: 26/07/2008
Gönderiler:

Evet sonunda ben de izledim. Gayet dandik olmuş. Yazık. Burdaki yorumları da okumak isterdim ama çok uzun ve bu film için değmez. Saçma sapan saçmalıklarla dolu.

Bir filmin iyi bir senaryoya ihtiyacı vardır. Bunu öğrenemediler hala. Saçma sapan aşırı mantıksızlıklarla dolu zorlama bir senaryoyou al, bol bol aksiyon ekle, arzu nesnesi hoş hatunar koy, hoop al sana film. Hem de Terminatör gibi klasik bir filmin devam filmi. Olmaz ki. Bir de kalkıp utanmadan eski filmlere bir sürü gönderme koymuşlar. Connor'un (ki diyalog yazımı bile o kadar zorlama ki) "I'll be back" demesine tav olacaz ha?! Bu kadar basit yani. (Kyle'ın "come with me if you wanna live" demesi iyidi ama.) Kyle demişken. Kendine senarist diyen o vampirler hiç mi eski filmleri etüd etmedi. Hiç mi karakterler nasıl davranır düşünmedi. Bir "karakteri" karakter yapan sadece ismi mi? Ne Kyle'ın, ne Connor'un önceki filmlerdeki davranış şekilleriyle, kişilikleiryle alakası yok.

Zaten bu kadar bile inmeye gerek yok, taa en baştan o (iyi) "kalpli" robot ile başlıyor ve sürekli onu izliyoruz ya, bitiyor herşey. Bir de lütfen hayır, lütfen hayır diye yalvarmama rağmen o "kalp" olayını öyle bir bağladılar ki sinema bileti param bir yerlerine kaçsın. Neden, neden, neden diye soruyor insan ama iş işten geçmiş. Hristiyan propogandası yerleştirmek yerine (o iyi kalpli önce bildiğin çarmaha geriliyor, sonra çamurdan "diriliyor", yarı insan, yarı (tanrısal) robot vs) biraz ham madde (T1)i inceleselermiş, yahu iyi bir film yapalım deselermiş olacakmış ama yok. Sanki iyi film para kazandırmıyor. Sanki bile bile "şu fan lara bir küfür edelim" diyorlar.

Ha filmin bazı iyi yönleri yok mu? var. Ama bir herhangi bir post apoc. filmi olarak var. Bu onu t3'ten daha iyi yapıyor ama Terminatör evreni olarak yakından uzaktan alakası yok. HK ve t800 koymakla iş bitmiyor çünkü. Kolay tabi Cameron'un dahiliklerinin (kalıbını) yerleştirmek. Kendileri bişey düşündüğünde bkz. skynet'in yüz değiştirirken asıl yüzü, nasıl da BOŞ ve KOF şeyler çıkıyor. Banway'ın paralel evren teorisi vardı, evet bu t4'de bambaşka, haberdar olmamayı istediğim uzaaak bir paralel evrende geçiyor.

Cameron'un dediği gibi "big steaming pile..."

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. If you have a Gravatar account, used to display your avatar.
Mollom CAPTCHA (play audio CAPTCHA)
Type the characters you see in the picture above; if you can't read them, submit the form and a new image will be generated.